© 2013 . All rights reserved.

Beyşehir’in sazanı, Konya’nın kebabı


3-5 Mayıs 2013
Beyşehir / Konya

3 Mayıs Cuma

3-5 Mayıs haftasonu için planımız Beyşehir‘de mecburi hizmetini yapmakta olan Serkan’ı ziyaret edip, Konya mutfağının güzelliklerini yerinde tatmak. Cuma akşamı 20.40 uçağıyla Konya Havaalanı’na iniyoruz. Serkan bizi karşılıyor ve 2 gün boyunca kucak kucağa ordan oraya gezeceğimiz arabaya doluşuyoruz. Beyşehir Yolu’nda ilk durağımız Kızılören Konağı. Sıcacık pide, köy tereyağı, yoğurdu, bal-kaymak, közde domates biber ve kokusu burnumuzda mangal keyfi.. Üzerine de taze demlenmiş çay.. Konya’ya yakışır bir açılış oluyor doğrusu.

Kızılören Konağı

 

4 Mayıs Cumartesi

Güne Yakamanastır’da köy kahvaltısı ile başlıyoruz. Yakamanastır uçsuz bucaksız göl manzarası ile yemyeşil, pırıl pırıl bir mesire yeri Beyşehir’de. Harika bir doğası var, sıcağın altında gölgeleri serin serin esiyor. Bahçedeki çömlek ustasının hünerlerine şahit olduktan sonra kırda yürüyüşe çıkıyoruz.

Yakamanastır

Kahvaltı sonrası Serkan’ın arkadaşlarının önerilerini takip ederek Yeşilbağ Kasabası‘na, yani bir diğer adıyla Leylekler Vadisi’ne geçiyoruz. Leylekler Vadisi, Yeşilbağ mezarlığının ağaçları tepesine kurulmuş yuvaları ile göç yolunda bulunan, leyleklerin yumurtlama dönemlerindeki uğrak yeri. Leylekleri fotoğraflama çabalarımız pek sonuç vermeyince buradan tekrar Beyşehir’e yollanıyoruz.

Leylekler Vadisi

Hedef, Konya deyince akla ilk gelen yemek: Etli ekmekBeyşehir’deki birkaç etli ekmekçiden biri olan Yusuf Usta’nın Yeri‘ne gidiyoruz. Konya’nın birbirinden güzel çeşitlerini bir de yerinde yemeliyiz!. Bıçak arası, eski adıyla Mevlana yeni adıyla kuşbaşı-peynirli konya böreği, peynirli börek ve etli ekmek. Hepsinden yiyebilmek için ortaya büyük karışık porsiyonlar söylüyor ve resmen her şeyi silip süpürüyoruz.

Yusuf Usta'nın Yeri

Bir sonraki büyük menüye hazırlık için yine bir gezelim öğrenelim aktivitesi yapmalıyız. Eşrefoğlu Camii‘nin önünden dolaşarak Eflatunpınar Hitit Anıtı‘na geçiyoruz. Hitit Anıtı, akarsunun yeryüzüne çıktığı noktada kurulmuş büyük bir havuz. Her ne kadar akarsu tertemiz olsa da, suyun hareketsiz bir birikinti halinde toplandığı havuz kısmında farklı bir denge oluşmuş durumda. Koku yapmasa da bol yosunlu bir gölete dönmüş malesef.

Eflatunpınar

Gün batımında göl kenarındayız. Beyşehir Gölü‘nün günbatımı muhteşem. Atapark Restaurant’ta gün batımında bira keyfi ile bulutlu havada bile müthiş dingin göl manzarasının tadını çıkartıyoruz.

Beyşehir Gölü

Akşam yemeğinden önce Beyşehir’de bulunan en önemli tarihi eserlerden biri olan Taş Köprü‘yü fotoğraflıyoruz. Köprü 1900’lü yılların başında sulama amacıyla inşa edilmiş. Baraj görevi yaparak gölden Konya Ovası‘na su taşınmasını sağlıyor. Akşam ışıklandırmaları ile birlikte Beyşehir’in çehresini oldukça güzelleştiriyor.

Taş Köprü

Ali Bilir Otel, rakı balık keyfimize farklı bir boyut katıyor. Ev sahibi Harun, bizim için 8 kiloluk bir sazan hazırlatmış! Sazan balığı ne kadar güzel olabilir ki diye düşünmeden önce bu balığın lezzetini tatmak lazım. Pişirme şekli de çok önemli tabii burada. Üzerine bolca ve derince kesikler atılıp yağda kızartılıyor bu boydaki sazanlar. Bu kadar büyük bir balığın her yerinin pişmesi bu şekilde sağlanmış oluyor. Koskoca balığı son demine kadar mideye indirip afiyetle yudumluyoruz rakılarımızı.

Beyşehir Gölü kuzusu :)

 

5 Mayıs Pazar

Önceki akşamki ziyafetin de etkisiyle güne geç başlıyoruz. Aç karınlarımızla arabaya doluşup Konya‘ya geçiyoruz. Kahvaltımız Konya’nın meşhur Yörük Obası‘nda. Yörük Obası, Meram’da yapay bir gölet etrafına dizilmiş kahvaltıcılar, sac börekçilerle dolu. Sac böreği, gözlemenin daha ince ve daha az malzemeli olanına deniyor. Yanında bol çeşitli kahvaltı malzemeleriyle birlikte tıka basa bir kahvaltı yapıyoruz. Fakat burada malzemeler biraz daha düşük kalite. Çeşidi çoğaltmak adına şişirilmiş bir menü ile karşılaşıyoruz. Çay soğuk, fiyatlar dolgun. Kişi başı 25 TL’ye haftasonunun en içimize sinmeyen hesabını ödüyoruz.

Yörük Obası

Böreğini yedik ama sac arası ‘nı hala yiyemedik diye hayıflanırken ani bir kararla Meram’da en iyi sac arasını yiyebileceğimizin söylendiği Cemo‘ya gidiyoruz. Bazılarımız soda ile yetinirken, 3 porsiyon sac arası kaşla göz arasında midelerdeki yerini alıyor.

Sac arası

Uzunca bir ara vermeliyiz yemeğe akşamdan önce. Mevlana Meydanı‘na yakın arabayı parkettikten sonra biraz meydanın etrafında yürüyoruz. Daha sonra Hiç Kahvehanesi‘ni, bu kuru kentin ortasındaki rengarenk mekanı keşfediyoruz. Kahvelerimizi içip güneşin kavuruculuğundan korunduğumuz Hiç’te akşama yaklaşırken yemekten yorgun düşmüş olarak 2 saate yakın vakit geçiriyoruz.

Hiç Kahvehanesi

Yemek turumuzun son durağı Konak Konya Mutfağı. Henüz yiyemediğimiz pek çok kebap menüde bizi bekliyor, ama bir o kadar da tokuz! Kendimizi şef garsonun ellerine bırakıyoruz. Öncelikle herkese birer bardak demirhindi şerbeti geliyor. 41 şifalı ottan yapılmış bu tatlı ve baskın şerbet ferahlatıcı. Ortaya etli yaprak sarma, tirit, sebzeli közleme, ekmek salması, tandır ve fırın kebabından tadımlık küçük birer sahan hazırlanıyor ve biz neredeyse son lokmasına kadar tokluğumuzu unutarak yumuluyoruz. Hatta durmak bilmeyerek tatlı da istiyoruz sac arası ile birlikte Konya’da daha farklı yapılan muhteşem leziz höşmerim‘den de yiyoruz.

Konak Konya Mutfağı

Konak Konya Mutfağı

Konak’taki aşırı yüklemeden sonra daha fazla gezinecek kuvveti bulamıyoruz kendimizde. Dönüş uçağımızın saatini havaalanında beklemek yerine Konya’nın büyük alışveriş merkezi Kentplaza‘ya gidiyoruz. Daha önce hiç bu kadar genişlediğini görmediğimiz göbeklerimizi kahve ve sodaların yardımıyla rahatlatmaya çalışıyoruz 🙂

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.