Avusturya gölleri
© 2020 Duygu. All rights reserved.

Birkaç Avusturya gölü ve Zürih


20-28 Haziran, 2020, Wörthersee, Milstättersee, Zürih

20 Haziran, Cumartesi.

Covid-19 pandemisi sağolsun, bu seneki yaz tatilimizde Türkiye’ye gitmeye henüz niyetlenemiyoruz. Umarız durum ilerleyen hafta ve aylarda düzelir ve gidebiliriz. Ama şimdilik Avusturya içi bir tatille idare etmek durumundayız. Hatta batıya doğru ilerlemişken ver elini Zürih bile yapacağız, Ömer ve İrem’le görüşmek için 😉

20 haziran Cumartesi sabahı eşyalarımızı arabaya sığdırmayı başararak saat 7:20’de Wörthersee’ye doğru yola koyuluyoruz. Şansımıza hava kapalı ve yer yer yağışlı. 3,5 saatlik yolculuğun sonunda Pörtschach sahiline yanaşıyoruz. Amacımız buraları keşfedip sandviçlerimizle öğle yemeği yemek. Fakat bagajı arayıp tarasak da malesef özene bezene hazırladığımız piknik çantamızı, aramızdaki bir anlaşmazlık sonucu Viyana’daki apartman kapısının önünde unuttuğumuzu farkediyoruz!! İçinde süt, sandviç, abur cubur vs. ne ararsan vardı! Ama daha da önemlisi biricik piknik çantamız! Berk’i arayıp bizim evin önünden bir tur yapıp bakabilir misin diye soruyoruz. 1 saat sonra görüntülü arıyor. Çantamızı bulan birisi yan taraftaki pasajda kuru ve kuytu bir yere saklar gibi koymuş! Ararsak bulabilelim ve ıslanmasın diye düşünmüşe benziyor 🙂 Şanslıyız, çantayı dönüşte Berk’ten alacağız! Kendisine buradan da bir teşekkür edelim 🙂 Pörtschach‘taki minik yarımadayı turlayıp muhteşem manzaranın keyfini çıkarıyoruz biraz. Sonra acıkınca da sahildeki Strandleben adlı restorana oturuyoruz. Yemekler gayet güzel. Bir şnitzel ve bir pizza söyleyip üçümüz de tıka basa doyuyoruz.
Sahilde hava açar gibi olunca Korayla Eda da biraz deniz kenarında oynuyorlar. 
Akşam yemeği öncesi Billa’dan kısa bir alışveriş yapıp, akşam yemeğimizi aldıklarımızla otelde yemek üzere otelimiz Fiala-Köfer’e geçiyoruz. Burası çok tatlı bir bahçenin içinde şirin mi şirin bir yer. Özellikle Eda bahçedeki mini çocuk parkına hemen tav oluyor. Odada minik mutfağımız, balkonumuz, odalarımızın hepsi cok tatlı. Eda da aşağidaki parka kendisi inip odaya geri dönebildiği icin çok mutlu:) Yemegimizi ısıtıp balkonda göl manzaralı akşam yemeğimizi yiyor ve günü bitiriyoruz. 

21 Haziran, Pazar.

Şansımıza bugün de hava çok kötü. 18-20 derece sıcaklıkta göl kenarına gitmeye niyetlenmiyoruz bile. Klagenfurt şehir merkezinde 1:25 ölçekli minyatür dünya parkı Minimundus’a gitmeye karar veriyoruz. Odada rahat rahat kahvaltımızı yapıp çıktığımızda yağmur başlıyor. Eda da arabada uyuyakalınca Klagenfurt’un içinde arabayla biraz turlayarak kahve içebileceğimiz bir yer arıyoruz. Malesef uygun bir yer bulamayarak yağmur durunca Minimundus’a geçiyoruz. Dünyanın her yerinden pek çok ünlü mimari eserin modellendiği parkta 3,5 saat vakit geçiriyoruz. Çocuklar için hazırlanmış özel bir kitapçıkta bazı binaları tanıyıp hakkında yazılanları dinleyerek istasyondaki soruları bilmeye çalışan Eda da oldukça eğleniyor.

Bu akşamki yemek rezervasyonumuz Maria Loretti isimli güzel bir göl kenarı restoranında. Öncesinde dinlenmek ve hazırlanmak üzere otele dönüyoruz. Eda da yolda yine uyuyakalarak hem akşamki uykusuzluğunun acısını çıkarıyor, hem de akşama hazırlık yapıyor 🙂 

Maria Loretti Klagenfurt’ta, Wörthersee’nin en doğusundaki bir yarımadanın üzerine konuşlanmış. Gölü en güzel izleme noktalarından birisi bu köşe. Maalesef yine yağmur yağdığı için içerde oturmak zorunda kalıyoruz. Ama bu eski köşkün içi de en az manzarası kadar güzel ve şık. Menüde Eda için tabiki spagetti bolonez, bizim içinse 2 kişilik bir deniz tabağı söylüyoruz. İri karides, somon ve tatlı ve tuzlu su balıklarından 2’şer parça gelen kocaman kayık tabağı görür görmez doğru bir seçim yaptığımızı anlıyoruz. Yanında yeşil salata ve harika bir patates salatası da var! Yemek sonrası yağmurun dinmesini fırsat bilip dışarıda bol bol fotoğraf çekiniyoruz. Otele dönüş yolunda arabaya biner binmez Eda tabi ki günün yorgunluğuyla rüyalara dalıyor 🙂 

22 Haziran, Pazartesi.

Bugün havanın parçalı bulutlu ve yağmursuz tahminine güvenerek soluğu sabah erkenden Klagenfurt Strandbad’da alıyoruz. Bulutların hareketini ve güneşi takip ede ede tüm günü Wörthersee’nin serin turkuaz sularında geçiriyoruz. Akşamüstü ise Millstättersee Seeboden‘daki yeni otelimize geçmek üzere direk yola çıkıyoruz. Klagenfurt – Seeboden arası tam 1 saat. Yorgun Eda’nın gece uykusunun başladığını umsak da, otelimiz Pension Linder’in otoparkına girer girmez uyanıyor. Neyse ki odamıza çıkıp kocaman yatağın kendisine ait olduğunu görünce hevesle tekrar uykuya dalıyor.

23 Haziran, Salı.

Sabah erkenden en güneşli görünen bu günü değerlendirmek üzere otelde güzelim kahvaltımızı yapıp arabaya atlıyoruz. Strandbad Millstätter gölün en büyük tesislerinden birisi gibi gözüküyor. Girdiğimizde içerisi tenha, hemen göl kenarına kumun yanındaki çimenliğe yerleşiyoruz. Suyun biraz yosunlu ve daha soğuk olduğunu keşfedince biraz şevkimiz kırılıyor. İçeride kum dışında Eda’nın oynayabileceği bir park alanı vs. de yok. Öğlen yemeğinde yanımızda getirdiğimiz sandviçleri yedikten sonra sıkılmaya başlıyoruz. Atlama kulesinin açılması ve biraz manzara seyrinden sonra gölün doğu yakasında başka bir tesis keşfetmek üzere buradan ayrılıyoruz. Otelimiz Linder’den verdikleri Millstätter kartla tesis girişlerimiz ücretsiz. Sittlinger Strandbad ve restaurant daha donanımlı ve daha kalabalık bir tesis. Fakat su malesef Eda için yine soğuk. Eda bunu keşfedince burada pek suya girmiyor. Akşam yemeğimizi de burada yiyip güneş batarken yarın da yine buraya gelme niyetiyle otelimize yollanıyoruz. 
Akşam otelde otururken göl suyu sıcaklıklarına bakınca gerçekten Wörthersee ile Millstättersee arasında 2 derece sıcaklık farkı olduğumu görüp ertesi günü Eda’nın suya girmesi için, yaklaşık 1 saat geriye, yani doğuya doğru gitmeyi de göze olarak, yeniden Wörthersee’de geçirmeye karar veriyoruz. Hava da orada daha iyi görünüyor, akşam yemeği rezervasyonumuzu iptel edip orada yemeği de yiyip döneceğiz. 

24 Haziran, Çarşamba.

Sabah erkenden kahvaltımızı edip geceden planladığımız üzere Wörthersee’ye doğru yola çıkıyoruz. Strandbad Klagenfurt’a giriş yapıp sahilin en stratejik yerine kuruluyoruz. Burası çok büyük ve rahat bir tesis. Çocuk parkları, kum parkları, sığ sahili, su kaydırağı, zıpzıpı vs. tüm günü geçirmek için oldukça donanımlı. Eda eğlencelerin üzerine bir de arkadaş edinince balık gibi suya gire çıka yorucu ve güzel bir gün geçiriyor 🙂 Akşam rezervasyonumuz Klagenfurt’un içinde 7.Himmel isimli çok tatlı bir restaurantta. Yağmur ve hava şartları biraz zorlasa da gayet keyifli bir yemek yiyoruz. Otele 1 saatte dönsek de bugün için değdi 🙂 

25 Haziran, Perşembe.

Bugünü Millstätter etrafında geçirip akşamüstü Zürih’e doğru yola çıkmayı planlıyoruz. Gölün ufak kasabalarindan birisi olan Döbriah’ta Sagamundo- House of Tales, çocuklar için bir masal evi var. Bu bölgede çocuklara anlatılan masalları toplayıp bir masal müzesi yapmışlar. Bu yağmurlu günü bize güzel geçirtiyor 🙂 Çıktığımızda acıkmışız, hedefimiz Spittal an der Drau. Saat 14’te bir alışveriş merkezinin içindeki “all you can eat” Asia Wok’a giriyoruz. Uzun yol öncesi iyice yiyelim, mümkün olduğunca az mola verelim 🙂 Karnımızı iyice doyurduktan sonra AVM’nin icinde biraz dolaşıyoruz, Action mağazasındaki süper ucuz standları keşfediyoruz. Epeyce bir ev alışverişi yaptıktan sonra saat 16:30 gibi Zürih’e doğru yola çıkıyoruz:) Eda arada uyanıp biraz mide bulantısı çektiği için durup bekleme vb. uğraşsak da sonra uykuya dalınca yolun kalanı daha rahat geçiyor. 
Gece 00:00’da Zürih’teki dairemize giriyoruz. Uzun süredir kaldığımız en güzel yer olabilir. Vision Apartments, kendi içinde servisi olan çoğunlukla expatların kaldığı bir yermiş. Zürih’te pek çok ayrı yerleri de varmış. Eda arabadan inerken uyanıp gece uzunca bir süre uyuyamıyor, ancak sabah 3-4’e doğru gibi hep birlikte uykuya geçebiliyoruz! 
Zürih’te arabayla dolaşabilmek için park yeri kaydı yaparak 30 CHF’ye mavi işaretli park yerlerini kullanabileceğiz. 

26 Haziran, Cuma.

Ömer sabah erkenden park yeri kaydımızın çıktısını getiriyor sağolsun, arabanın ön camına koymak gerekiyormuş. 9:00-9:30 gibi evden çıkmaya hazırız. İlk durağımız Kafi Dihei. Bu güzel cafede güzel bir kahvaltıyla başlıyoruz güne. Kahvaltı sonrası güzel bir dondurma ve parkta yağmur yağana kadar takılmaca. Sonrasında biz eve geçip akşam için eşya değişimi yapmak üzere Ömer’den ayrılıyoruz ve 1 saate kanal kenarındaki Le Reymond Bar’da buluşuyoruz. Onur da burada yemek öncesi bize katılıyor. Çıkışta Ömerlerin eve geçip İrem’le buluşuyoruz. Yemek öncesi bir apperitivo ve istikamet Cantinetta Antinori. Viyana’da da şubesi olduğunu bu sayede öğrendiğimiz ve çok beğendiğimiz bir İtalyan restoranı. Bu leziz yemek sonrası yemek dolu bugünü yarın erkenden buluşmak üzere sonlandırıyoruz.

27 Haziran, Cumartesi.

Sabah buluşmamız Bebek isimli bir restoranda 🙂 Çeşitli Orta Doğu kahvaltılarının olduğu bu mekanda tabi ki demlenmiş çay, peynir zeytin vb. donanımlı bir kahvaltı keyfi 🙂 
Hava bugün beklediğimizden başlıyor. Yağmur atıştırıp geçtiği için Zürih Gölü (Zürichsee) planımızı kahve sonrasına bırakıyoruz. Göl kenarında Rot Fabrik‘te kahvelerimizi içip uzun bir yürüyüşle Strandbad Mythennqai’ye yayılıyoruz. Çocuklar için harika bir oyun havuzu ve park var. Akşam 20.00’ye kadar herkes kendince güzel vakit geçiriyor 🙂 Ömer’in kardeşi Ece’nin nişanına online iştirak edecekleri için İrem ve onunla vedalaşıp evlere dağılıyoruz. Sabaha karşı Viyana’ya dönüş için tekerler dönecek! 

28 Haziran, Pazar.

Eda’yı dün gece 22:30 gibi geç bir saatte yatırdık ki önümüzdeki uzun yolu mümkün olduğunca uyuyarak geçirebilsin. Sabah 4.00’de tekerleklerimiz dönüyor ve planımızın ilk aşamasını bir tuvalet molası ve geri uyuma ile beraber başarıyla tamamlıyoruz. Saat 9.00’da Strandbad Mondsee’ye giriş yaparak yolun yarısndan fazlasını geride bırakmış oluyoruz. Mondsee, Salzburg bölgesindeki kısmen sıcak ve güzel göllerden bir tanesi. Saat 15.00’e kadar bol yüzmece ve dolu dolu bir öğle yemeği sonrası Viyana yolculuğumuzun son ayağı olan 3,5 saatlik yolda da Eda günün yorgunluğuyla uykuya dalıyor. Planımız gayet güzel işledi 🙂

Sonuçta 3 güzel göl gördüğümüz, hatta arada İsviçre’ye kadar uzanıp kankamız Ömer’i de ziyaret etmeyi başardığımız dolu dolu bir tatil yapmış oluyoruz. Bedenlerimiz yorgun, ama zihinlerimiz ve ruhlarımız dingin, mutlu 🙂

Devam

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.