Buda & Pest


Budapeste.

 

10-12 Mayis 2018.

 

Viyana‘daki 2. uzun haftasonu tatilimizde Budapeste’ye gidiyoruz. Zurih‘ten gelen Omer de bize katiliyor. Omer‘in Viyana‘ya ulasmasiyla Carsamba aksami tatilimiz basliyor aslinda. Ilk aksam Koray ve Omer uzunca bir bar gecesi gecirdikleri icin az uyuyabiliyorlar ama Persembe sabahi Eda‘nin neseli hali uyanmayi kolaylastiriyor resmen. Sucuklu ezine peynirli klasik Turk kahvaltisinin ardindan evden cikiyoruz.

 

Wien Mitte‘den kisa bir baglanti ile Hauptbahnhof‘a ulasiyor ve Budapeste‘ye gidecek olan Railjet treninin peronunu buluyoruz. Yanyana yer kapmak adina 15-20 dakika erken gelmistik guyya ama vagon kapilarindaki kuyruklarin arkasinda kaliyoruz yine de. Zaten iceri girince goruyoruz ki, birak yanyana neredeyse hic yer yok. Meger biletleri alirken ufak bir fark vererek koltuk rezervasyonu yapmak gerekiyormus. Ayakta kaliyoruz. Bu arada biletlerimiz 2. sinif. Bir umit 1. sinifa gidip bakalim diyoruz ve kapisinda karsilastigimiz kontrolore sordugumuzda „tabi oturabilirsiniz“ cevabini aliyoruz. Sevincle rahat 1. sinif koltuklarina kuruluyoruz. Yolculugumuzun ilk 1 saati burada geciyor. Maalesef bir sonraki kontrolor oturmak istiyorsak 1. sinif farkini odememiz gerektigini soyluyor. Kisibasi 22 Euro fark bize fazla geliyor ve kalkiyoruz. Budapeste yolunun kalan 1,5 saatini ayakta veya vagon koridorlarinda yerde rahatsiz bir sekilde geciriyoruz maalesef.

 

13.00e dogru Budapeste tren garina .eastern railway station. .Keleti Palyaudvar. giriyoruz. Indikten sonra ilk isimiz toplu tasima biletlerimizi almak. 72 saatlik versiyonu 4400 HUF macar forinti, yani yaklasik 15 EUR. Metro, otobus, tramvay vs. her turlu araca sinirsiz binilebiliyor.

 

Airbnb.den kiraladigimiz eve metroda 1 aktarma yaparak ulasabiliyoruz. Indigimiz durak Oktogon duragi. Burasi 4 adet genis bulvarin birlestigi bir alan ve adini sekizgen seklinden aliyor. Cok merkezi ve bircok iyi restoran ve cafenin bulundugu neredeyse mukemmel bir lokasyon. Evin anahtarini alacagimiz bakkali bulmak ve eve girmek vs. girmek derken saat 2.ye yaklasiyor. Binanin kendisi disaridan cok eski gozukuyor. Zaten Budapeste.deki bircok bina oyle, bayagi bakimsiz. Binalar aslinda cok guzel, ama eski ve bakimsiz kalmislar maalesef. Bizim binamizin yapisi cok orjinal. Dairelerin girisleri ic avluya bakiyor ve burasi bayagi sirin gozukuyor aslinda. Biz kendi dairemizi bulurken biraz zorlaniyoruz. Asansor falan da cok kulustur zaten. Dairenin icine girince ise bambaska bir dunyaya girmis gibi oluyoruz. Icerisi bastan asagiya yenilenmis, modern tasarimli, genis ve ferah bir ev. Biz buyuk odaya Omer de kucuk odaya yerlesiyoruz.

 

Evden cikip ilk gunku turumuza basliyoruz. Hafif aciz. Once gec bir oglen yemegi. Tum tatil boyunca en buyuk yardimcimiz olacak Foursquare ve Google Maps sayesinde buldugumuz Ket Szerecsen isimli tapas mekanina oturuyoruz. Ortaya bir deniz urunleri tapas tabagi, birer de sangria soyluyoruz. Hem yiyecekler hem de sangria tek kelimeyle mukemmel. Resmen parmaklarimizi yalayarak hupletiyoruz.

 

Duygu bu sirada tabi ki guzel bir dondurmaci buluyor, hemen oturdugumuz yerine karsisinda, Fragola, minnacik bir dukkan. Dondurmalari gercekten cok iyi. Cikolatali dondurmasinda seker yok mesela ve sanki cikolata yiyormuscasina dondurma yiyorsunuz. Diger cesitleri de asiri basarili, Duygu yine en iyisini bulmus ;)

 

Sonra Budapeste sokaklarini yurumeye basliyoruz. Ilk olarak St. Stephen.s BAsilica.yi goruyoruz, Omer.in deyimiyle sehrin merkez camisi ;) Kocaman ve etkileyici bir yapi. Iceri girilebiliyor mu bilmiyoruz, bir yeltendik ama bulamadik. Acikcasi Koray ve Omer ozellikle de yemek sonrasi asiri uyku bastirmis durumda, o yuzden cok ugrasmadan devam ediyoruz. Yol ustunde Opera binasini da goruyoruz. Maalesef guzelim bina yine bakimsiz, neyse ki bir tarafinda renovasyon calismasinin basladigini goruyoruz. Buradan sonra yorgunlugumuz agir basiyor ve henuz turumuzun basinda bir kahve arasi verelim diyoruz. Omer.in daha once listelemis oldugu cafeler listesinden yakin bir tanesini secip oturuyoruz: My Little Melbourne Cafe. Sirin, hippi bir mekan. Kahveleri de gayet basarili. Hem dinleniyor hem de kahvelerle biraz enerji kazaniyoruz.

 

Buradan kalktiktan sonraki ilk duragimiz Dohany Sinagogu. Burasi dunyanin en buyuk 2. Sinagogu imis. Gercekten ihtisamli ve cok albenili bir yapi. Son deerece de bakimli. Aslinda icerisinin de gormeye deger oldugunu okumustuk ancak kimse istekli olmadigi icin es geciyoruz.

 

Yurumuye devam edip sehrin sembollerinden biri olan Chain Bridge .Lanchid. .zincir kopru.ye gidiyoruz. Tuna nehrinin uzerindeki koprulerden en havali olanlarindan biri bu. Uzerine cikmadan once yine bir o kadar ihtisamli Four Seasons otelinin onunden geciyoruz. Koprunun uzerine ciktigimizda ise hem Tuna Nehrini hem de iki yakasini daha iyi gorebilme firsati buluyoruz. Budapeste gercekten guzel bir sehir, Tuna etrafindaki tarihi ve kulturel dokusuyla bunu bize kanitliyor resmen. Hatta mesela Viyana ile karsilastirdigimizda bu bakimdan bir adim onde oldugunu dusunuyoruz. Cunku Viyana sehir merkezi Tuna nehri degil, cok daha dar olan Tuna kanali kenarinda kurulmus durumda ve eski sehrin yapisi buradaki kadar guzel yayilmis gozukmuyor. Budapeste ise genis Tuna Nehrinin iki yakasinda daha guzel islenmis bir sehir diyebiliriz. Ha bu arada bizim de buraya geldikten sonra ogrendigimiz onemli bir bilgi: Budapeste aslinda, nehrin iki yakasindaki Buda ve Pest isimli ana yerlesim yerlerinin isimlerinin birlesmesinden olusmus durumda. Yani mesela biz bugun Pest bolgesinden cikip kopruyu gecerek Buda tarafina gecmis oluyoruz ;)

 

Kopruyu gectikten sonra aynen geri donmek yerine, bu yakadan ilerleyelim diyoruz. Eski tipli nostaljik sari renkli bir tramvaya binip nehir boyunca guneye dogru iniyoruz. Birkac durak sonra 2 asagidaki koprunun ayagina ulasiyoruz. Bu da cok guzel bir kopru: Liberty Bridge .Szabadsag Hid. .ozgurluk koprusu. Yesil demirden ibaret ancak islemeleri cok basarili, tam bir sanayi donemi eseri. Bunun uzerinden de hem koprunun kendisini hem nehri hem de sehri keyifle izleyerek yuruyoruz ve Buda/dan Pest.e geri donmus oluyoruz. Koprunun Pest ayaginda Central Market .vasarcsarnok. .merkz pazar. Bulunuyor. Devasa bir yapi ve dis cephesi cok hos gozukuyor. Iceri giriyoruz ancak 18.00 de kapaniyormus, ucucuna kaciriyoruz. Bircok dukkan kapatmis durumda. Ertesi gun tekrar gelelim diyip cikiyoruz.

 

Eve gecip yemek oncesi biraz dinleniyor, ustbas degistiriyoruz. Ilk aksam yemegi icin pizza yeme gazina geldik, internetten pizza mekanlarina bakiyoruz. Bircok yuksek puanli restoran cevremizde bulunuyor. En iyisi Pizzica. Ancak gidip baktigimizda minnacik bir dukkan oldugunu goruyoruz. Birkac masa var ancak daha cok casual, yani alip ayakta yemelik bir ortam sanki. Gecip bir digerinde deneyelim diyoruz sansimizi, A Presto. Maalesef onda da oturacak yer yok. Nasolsa hepsi yakin diyerek 3. Bir pizzaciya dogru yoneliyoruz ama tabi saat bayaa ilerlemis duruma maalesef. Sonunda Caffe GianMario isimli ana cadde uzerinde bulunan Italyan restoraninda yer buluyoruz. Tamamen bir Italyan isletmesi. Hemen tum calisanlar Italyan gibi gozukuyor. Malzemelerin hepsi de oyle. Garsonun tavsiyesi bir Italyan sarap soyluyoruz. Onden ortaya bruschetta, kullanilan malzemelerin kalitesinden olsa gerek cok lezzetli. Sonra da incecik hamurlu pizzalarimiz geliyor, herkes kendi pizzasini buyuk bir afiyetle yiyor ve tika basa bir sekilde mekandan cikiyoruz. Asiri yorgun oldugumuz icin herkesin eve donesi var, oyle yapiyor ve gidip direkt siziyoruz.

 

11 Mayis Cuma sabahi kalkip toparlanip cikiyor ve once Duygu.nun kesfettigi kahvalti mekani 3 Pajamas.a gidiyoruz. Ufacik sirincecik bir kahvaltici. Anladigimiz kadariyla 3 tane citipiti kizin ortaklasa calistigi samimi bir yer. Omer nefsine hakim olarak sadece granola yemeyi basariyor ancak Duygu ve Koray tam tesekkullu birer kahvalti ediyorlar. Ortam samimi oldugu kadar servis de biraz yavas tabi. Kahvaltiniz rengarenk mutfakta gozunuzun onunde hazirlaniyor ama kizcagizlar pek hizli degil. Olsun bizim de acelemiz yok, lezzetli kahvaltinin tadini cikariyoruz.

 

Kahvalti sonrasi istikamet Buda yakasi, hatta Buda Kalesi .Buda Castle. Bu sefer kopruyu otobusle geciyoruz. Buda KAlesi.ne cikis normalde tarihi bir funikulerle yapiliyor ancak bizim sansimiza o sabah maalesef arizali. Dibindeki birkac shuttle firmasina 7ser Euro bayiliyor ve golf arabasi tipindeki seylere atlayip yukari cikiyoruz. Bu fiyat yukarida in bin .hop on hop off. Yapilabiliyor ve donus de dahil. Ancak yukari cok zor olmayan bir patikayla da cikilabiliyormus ce yol boyu guzel sehir manzaralari varmis. Eda dolayisiyla biz goze alamiyoruz.

 

Buda Castle aslinda bildigimiz anlamda klasik bir kale degil. Danube kiyisinin hemen dibindeki genisce bir tepelige kurulmus eski bir yerlesim yeri. Artik son derece turistik olmasina ragmen hala normal oturum olan evler var. Hatta bir konsolosluk sokagi gibi bir sey de goruyoruz. Hava sicak olmasina ragmen yuruyerek geziyoruz. Ilk duragimiz Buranin en onemlisi olan Matthias Kilisesi. Gercekten goze hitap eden cok estetik ve son derece bakimli bir kilise, ilk bakista dahi bayiliyoruz. Catisinin renklerine ozellikle de bu gunesli havada bakmaya doyum olmuyor. Iceriyi gezmek 5 Euro gibi cuzi bir rakam ancak Eda dolayisiyla niyetlenmiyoruz. Hemen onunde kale surlari ve Fisherman.s BAstion isimli gozetleme kulesi benzeri bir sey var. Buraya giris de ayrica 5 Euro ancak vermeye pek degmeyecegini dusunuyoruz, zira oraya cikmaya gerek olmadan bulundugunuz seviyeden de nehir ve sehrin muhtesem manzarasini gorebilirsiniz.

 

Kasabayi gezmeye tabanvay sekilde devam ediyoruz. Yolumuz uzerinde Vienna Gate .viyana kapisi. .Becsi kapu. Var. Heralde burasi Viyana yolu olsa gerek ;) buradan giden yolu takip ederseniz asagiya Tuna kenarina iniyorsunuz. Biz oyle yapmiyor ve yurumeye devam ediyoruz. Yol uzerinde gordugumuz baska bir bina ise National history museum. Tabi ki icine giremeden devam ediyoruz. Kalenin tam arka tarafina gidiyor ve Budapestenin yemyesil kismini da gormus oluyoruz. Tas kapli eski yollarda yuruyerek tekrar Matthias kilisesi meydanina geliyor ve burada bir mola vermeye karar veriyoruz. Panoramia Cafe guzelim manzaraya hakim bir cafe. Sansimiza bos bir masa buluyor ve konuyoruz. Fiyatlari Macaristan standarlarinin ustunde ama yine de cok pahali degil. Budapeste zaten genel olarak gayet uygun fiyatli bir sehir ve bu sayede yeme icme konusunda rahat davranabiliyoruz. Bu oturdugumuz cafe.de bir de buraya ozgu bir street food deniyoruz. Chimney cake /baca keki/. Kek degil ama Spiral seklinde ince bir hamur uzerine seker serpilerek firinlaniyor. Tarcinli, kakaolu, vanilyali vs. versiyonlari var. Hemen orada hazirlandigi icin sicak sicak yiyoruz. Koray ve Omer begeniyor ancak Duygu biraz bos buluyor. Yaninda kahve ve ev yapimi limonatalarimizi iciyoruz, limonata pek havali gozukuyor ;)

 

Molamizdan sonra asagiya donmeye karar veriyoruz. Golf arabamiza biner binmez bir yaz yagmuru basliyor. Indigimizde artarak devam ediyor ve biz kostura kostura kendimizi tramvay duragina atiyoruz. Bir sure bekledikten sonra o gunku bir etkinlik dolayisiyla bu tramvayin gelmeyecegini ogreniyor ve tabanvayla kopruden geri donuyoruz. Buradan sonra Omer.le ayri takilmaya karar veriyoruz, kendisi biraz alisveris yapmak istedigini soyluyor. Biz de sehrin en haraketli noktalarindan olan Vaci caddesi .vaci street. yoneliyoruz. Yolumuzun uzerinde guzel bir bina ve onundeki cesme .vigado ter. .vigado square. ile poz vermeyi atlamiyoruz tabi ;)

 

Yuruyusumuzun sonunda Vaci caddesinin basi oldugunu sandigimiz genisce bir meydana, vorosmarty meydanina cikiyoruz. Tam bu meydanda bulunan Hard rock cafe zaten hedeflerimizden biriydi. Hem oturup bir seyler icerek dinleniyoruz, hem de koleksiyonumuza eklemek uzere Budapeste yazili hard rock cafe bardagimizi aliyoruz ;) sonra yine bu sokakta yuruyerek ilerliyoruz, sehrin en islek alisveris sokaklarindan bir olsa gerek, bircok dunyaca unlu markanin magazasi burada. Bizse ani koleksiyonlarimiza ekleyecegimiz magnet ve tabak almakla yetiniyoruz ;)

 

Sonrasinda Omer.le bulusup dun zamanli gidemedigimiz Central market.e gidiyoruz. Bu devasa pazar yerinin zemin kati tamamen yerel yiyecekler ve sebze meyve ile ilgili tezgahlarla dolu. Nedense bir sey alasimiz gelmiyor. Ust katin bir kismi yerel fast food dukkanlari ile doluyken, diger yarisinda ise incik boncuk ve bilimum hediyelik esya satan tezgah bulunuyor. Hem cesitlilik hem de fiyat anlaminda iyi gozukuyorlar. Buzdolabi magnet ve bilimum diger hediyelik esya ihtiyaci icin buraya gelinmeli.

 

Bizse sadece bakip cikiyor ve sonrasinda yapacak pek de bir sey bulamadigimiz icin odamiza geri donuyoruz. 1 saatlik dinlenme sonrasi aksam yemegi icin Menza isimli restorana cikiyoruz, onceki gun rezervasyonumuzu yaptirmistik. Burada farkettigimiz bir durum, yuksek puanli ve populer restoranlar icin en az birkac gun onceden rezervasyon yaptirmakta fayda var. Yani sonucta durum Viyana kadar kotu olmasa da yine de bir rezervasyon gercegi varmis ;) burada yedigimiz gulas .goulash. Corbasi, ordek gogsu ve biftek etine bayiliyoruz. Hele sectigimiz yerel sarap .NAG Föld es Eg Syrah 2016. hepimizden tam puan aliyor. Neredeyse fine dining.e yakin bir aksam yemegi tecrubesi!

 

Buradan kalkisimizda Eda.yi arabasina koyuyoruz ve uyku saati de geldigi icin gunun yorgunluguyla uyuyuveriyor arkadas. Biz de firsat bu firsat bir yerde oturup birer bira esliginde muhabbet edelim diyoruz. Pesti diszno isimli bistro.da yer bulup yerlesiyoruz. Herkesin tercihi craft bira oluyor. Macar Synthesis bira evinden cikma 3 farkli cesit bira soyluyoruz ve herkes halinden gayet memnun gozukuyor, secimler basarili ;) cocuk mesguliyeti olmadan biraz yetiskin muhabbeti de iyi geliyor tabi kesinlikle. Ama biz de yorulmusuz, fazla uzatmadan kalkiyoruz.

 

Donus yolu uzerinde Koray ve Duygu, onceki gun kesfedilen ancak girilemeyen Pizzica.yi gorup gaza geliyor ve ikiser dilim pizza kapiyorlar. Odaya donup hemen 2 dakikada hupletiliyor pizzalar. Gercekten cok cok iyi. Yani kuzey italya tarzi kalin hamur sevenlerin kacirmamasi gereken citir citir bir pizza! Sonuc olarak midemize biraz daha karbonhidrat doldurup hemen yatmak gibi muhtesem bir hareketle gunu kapatiyoruz.

 

12 Mayis Cumartesi

Ertesi sabah bavullarimizi hazirlayip erkenden cikmamiz gerekiyor, zira bu AirBnb evi alisik olmadigimiz bir sekilde 10.00da checkout yapilmasini istiyor. Mecburen bavullari yuklenip cikiyoruz evden. Yine Duygu.nun kesfettigi ve beklentilerin yuksek oldugu bir baska kahvalti mekani Stika.ya gidiyoruz. Bir baska hippie gorunumlu ortam. Disaridaki masalari dolu, mecburen iceri oturuyoruz. Zaten bizden az sonra icerisi de doluyor, hatta ustune ayakta dikilip sira bekleyen insanlar dolusuyor, demek ki gercekten populer bir yermis. Bol yumurtali kahvalti tabaklarimizi soyluyoruz. Koray ve Omer poached egg .cilbir yumurtalarina bayiliyorlar, gercekten cok iyi yapilmis.

 

Buradan kalktiktan sonra bavullarimizi birakmak uzere tren garina gidiyoruz. Gunluk 800 HUF 3 EUR.ya 2 hatta 3 bavul sigabilecek genislikte dolaplari 24 saat kiralamak mumkun. Tek sorun bunun icin bozuk sekilde HUF.unuz olmasi gerektigi. Neyse ki sehrin bulundugumuz hemen her yerinde bolca gormus oldugumuz EUR/HUF bankamatiklerinden burada da var. Avrupadaki herhangi bir banka kartiyla ek masraf olmadan HUF cekmek mumkun.

 

Bavullarimizi kitledikten sonra Heross Square .hösök tere.ye gidiyoruz. Burasi genisce bir alanda bulunan ve Macaristan tarihindeki onemli kisiliklerin heykellerinin dizilmis oldugu milli bir anit. Hikayesini ve heykellerin kime olduklarini pek arastirmiyoruz acikcasi. Hem de guclu gunesten kacacak golge alan bulmanin pek mumkun olmadigi bu genis alanda fazla takilmak istemiyoruz acikcasi. Kendimizi hemen meydanin arkasinda bulunan buyuk sehir parkina, Varosliget.e atiyoruz. Buranin en ilgi cekici yani icinde bulunan Vajdahunyad Kalesi. Kiyisinda guzel sirin bir golet de bulunan bu masalimsi yapi aslinda Transilvanya.da bulunan bir kalenin replikasi olarak taa 1890.larda yapilmis ve gunumuzde gercek bir turist cazibe noktasi haline gelmis durumda. Kalenin icine girmek ucretsiz. Iceride tarim muzesi bulunuyor. Bu arada unutmadan gecmeyelim, heross square,in yanibasinda da icinde dunyaca unlu eserlerin bulundugu bir sanat muzesi var. Ama biz ona da girecek zaman ve enerji bulamiyoruz tabi. Kaleyi gezdikten sonra goletin kenarinda bir banka coreklenip bir sure aylaklik yapiyoruz. Acikcasi hava cok sicak ve agaclarin golgesi cok keyifli.

 

Burada oturmaktan yorulunca kalkiyor ve sehir merkezine donuyoruz. Gezimizin cafe uzmani omerin buldugu Espresso embassy bir sonraki duragimiz. Alin size bir baska hippie ortami. Ama kahveleri gercekten cok lezzetli ve sehrin en yuksek puanli espresso mekani olmayi hakediyor. Eda.nin ogle uykusu saatine denk geldigi icin bu sefer de kahveler esliginde yetiskin muhabbeti yapmanin keyfini cikariyoruz.

 

Kahveden kalktiktan sonra, gorecek cok da onemli bir maddemiz kalmadigi icin yine alisveris bolgesine yoneliyoruz ve ayri ayri takilmak uzere ayriliyoruz. Biz pek bir sey secemiyoruz ancak Omer yine bir seyler almis. Gec oglen[erken aksam yemegi yemek uzere Omer.in bir arkadasinin siddetle tavsiye ettigi, hatta begenmezsek parasini odemeyi bile teklif ettigi Dobrumba isimli restorana gidiyoruz. Fas mutfagi odakli bir mekan. Yani bol bol meze var menusunde, tam bizim alisik oldugumuz kafalar. Zaten masamiza oturup duvardaki icki menusunde Tekirdag Raki Gold yazisini gorunce aha budur diyoruz. Abuganus, humus, ispanak borani, labne vs. soyledigimiz tum mezeler muhtesem, ama gercekten harika birer lezzet. Omerin arkadasina ne kadar tesekkur etsek az kalir, super bir mekanmis gercekten. Duygu ve Koray olaraj hizimizi alamayip ustune 2 de ana yemek soyluyoruz. Biri bir tavuk yemegi digeriyse kumpir. Iste bunlarin tadi bizler icin yeni. Tavuk iyi ancak kumpir cok iyi. Tatli patates ustune ispanak haslama, suzme yogurt ve bilimum diger malzeme. Ozellikle tatli patatesin bu sekilde kullanilisi gercekten dahiyene bir hareket olmus. Koray catlamak uzere bile olsa son lokmasina kadar tabagi siyiriyor.

 

Artik bu yemekten sonra Budapeste.ye veda vakti gelmis durumda. Tren garina donup valizlerimizi alip trene geciyoruz. Buraya gelirken bindigimiz OBB avusturya demiryollari treninden farkli olarak saniriz bu sefer bir Macar trenine biniyoruz, zira hem cok daha eski hem de daha komforsuz. Ancak yine de rahat bir 3 saatlik yolculuk sonrasi aksam 21.30 gibi Viyana.ya, yani evimize donup tatil sonrasi dinlenmesine basliyoruz :P

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>