© 2013 . All rights reserved.

Château Mon Désir


Balayı dizimizin bundan önceki yazıları için:
Honeymoon Suite

La Marée

 

5 Temmuz 2012, Perşembe

Perşembe günü sabahtan ufak bir tekne ile yelken açılışı yapıyoruz. Ufak ve hareketli salmalı yelkenli deneyimimiz olmadığı için açılır açılmaz ilk alaboramızı yaşıyoruz. Salmayı indirmeyi unuttuk çünkü!

Kıyıdan yine motorla gelerek bize alabora olan tekneyi kaldırmayı öğretiyorlar. Salmayı açıp onun üzerine çıkıp ağırlık vererek düzeltiyoruz. Sonrasında geniş ve güzel bir yelken sefası yapıp başka bir kaza yaşamadan sahile dönüyoruz.

balayi-096

Öğleden sonra 14.30-15.30 arası cam tabanlı bot (Glass Bottom Boat) gezisine, hemen ardından 15.30-16.30 da arası şnorkel gezisine çıkıyoruz. Her iki tur da açıktaki mercanların üzerinden dolaşıp aşağıdaki büyülü dünyayı gezdiriyor bize. Şnorkel apayrı bir deneyim. Okyanusta mercanların üzerindeki rengarenk balıkların arasında yüzmek çok güzel. Arada gözüküp kaybolan zargan balıkları biraz ürkütse de müthiş keyifli bir gezi geçiriyoruz.

balayi-137

Akşam yemeğimiz ise balayı tarifesi. Château Mon Désir‘de bir akşam yemeği davetiyemiz var. Burası otelin Fine Dining restoranı. Şık giyim, üst düzey garson ve şefler. Otel arazisinin ayrı bir tarafına yerleşmiş durumda. Golf arabasıyla götürülüyoruz Château Mon Désir’e. Restoranın içi o kadar şık ki, özel bir manzarası da olmadığı için balkon yerine içeriye oturmayı tercih ediyoruz. Menümüz çok havalı: Pan seared fish fillet of Red Drum, smoked ‘Scottish’ salmon, Roulade of Capon, Valrhona Chocholate. (Türkçe’ye çevirmeye hiç uğraşmadık 🙂 detayları merak edenleri aşağıdaki foto galerisine alalım.)

balayi-118

 

6 Temmuz 2012, Cuma

Cuma günü şiddetli rüzgar nedeniyle deniz sporları durgun. Bugünü Koray’ın da boyun tutukluğu nedeniyle daha sakin, sahilde geçiriyoruz. Taze hindistan cevizinden kamışla suyunu içiyoruz, güneşleniyoruz.

balayi-062

Sahilde otelden izinli satıcılar var. Kolye, bilezik, eşarp vs. satıyorlar. İlk günümüzde muhabbetle yanımıza yanaşan bir tanesinden güzel bir kolye almıştık. 2500 Rupee’den kapıyı açıp 500’e bırakmıştı. Daha sonraki günler pek ilgilenmiyoruz, ama çok ısrarcı olmuyorlar zaten, bir kere istemediğinizi söylemeniz yeterli oluyor genelde.

Bütün gün sahilde yattıktan sonra akşamüstünü otelin 25 hektara yayılan arazisini gezmeye ayırıyoruz. Büyük botanik bir bahçe havasında olan bu arazi adaya özgü bir çok bitki çeşidini barındırıyor. Bu geniş alanda at binicilik merkezi, dev kaplumbağaların da bulunduğu ufak bir hayvanat bahçesi ve ayrıca tarihi Balaclava kalıntıları bulunuyor. Gün batmadan tüm bunları ziyaret etmek için biraz koşturuyoruz belki ama değiyor 🙂

balayi-172

 

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Cumartesi günü 2. yelken deneyimimizi yaşıyoruz. Bu sefer çok daha açıkta ve kuvvetli rüzgarın ufak bir hatamızı affetmeyişiyle tam alabora! Yelken 90 derece tam dibe doğru suyun içinde! Bu şekilde kendimiz düzeltmeyi de beceremiyoruz ve yine bir motorla kurtarılış daha. Sahilde bizi bekleyen alkışlar 🙂

Cumartesi akşamüstü balayı çiftlerine özel yarım saatlik masaj randevumuz var. Bu vesileyle spa‘ya gidiyoruz. Çok dinlendirici bir ortam var burada. Yarım saatlik boyun-sırt masajlarımız sonrası iyice gevşemiş şekilde odaya dönüyoruz.

collage

Son akşamımızda, La Marée‘de sahilin denize en yakın masasında, peçete kuğularla süslü özel hazırlanmış masaya oturuyoruz, tam bir sürpriz 🙂 Mum ışığında, kumların üzerinde daha bir romantik geçiyor yemeğimiz.

Yemek sonrası ev yapımı vanilya romu deniyoruz ve çok beğeniyoruz! Alıp eve de götürmek üzere bir şişe ısmarlıyoruz, sabaha hazır olacak. Yemek sonrası Quarter Deck Bar‘da biraz daha oturup rom çeşitleri deniyoruz. Muz, zencefil, portakal… en güzelinin vanilla olduğuna karar veriyoruz.

balayi-246

 

Balayı dizimizin son yazısı için buradan: Paille-En-Queue 

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.