© 2012 . All rights reserved.

Deniz, tarih, meze, rakı, balık: Assos


29 Nisan – 2 Mayıs 2012.
Assos, Çanakkale.

Haftasonlarını düğün organizasyonu ve ev yerleşimi ile geçirmekle o kadar yoğunuz ki 23 Nisan’daki tatil fırsatını kaçırdık diye ancak geçtikten sonra hayıflanıyoruz. Bu hayıflanmanın etkisi ile Koray 1 Mayıs tatilini değerlendirmeyi öneriyor. Hiç bir planımız, biletimiz, rotamız yok. Kerem‘le Arzu‘nun Assos planları aklımızda. Biz de yanlarına yamansak mı acaba?…

Onlar da bu fikri sıcak karşılayınca 28 Nisan Cumartesi sabah 6’da kırmızı Fiesta arabamızla yola çıkıyoruz. Bandırma’ya deniz otobüsü saat 7’de. Arabalı deniz otobüsleri iyice uçak konseptine bürünmüş durumda. Modern bir kafeterya ortamı, eski feribotlardaki az kaşarlı bayat tostlardan eser yok. Ama her güzelliğin bir bedeli olduğu gibi kafeterya fiyatları da bilet fiyatları gibi pahalı. 10-12 liraya sandviç, 8 liraya tost, 6 liraya börek yenebiliyor. Sabah açlığımızla birer tost ve çay alıyoruz. Lezzetli en azından.

Bandırma-Çanakkale yolu çok bozuk. Büyük kısmı çift yön. Tek yön olan yerlerde de asfalt o kadar eski ve bozuk ki sürekli sarsılarak ilerliyoruz. Bir defasında ise kendini bilmez bir tır şoförünün yolu görmeden sollama yapmasıyla kendimizi tırla burun buruna bulup yol kenarına çıkarak kurtuluyoruz. Çanakkale, Ezine ve sonrasında Ayvacık‘a varıyoruz. Dönüşte Ezine’den peynir ve zeytin alma planları yapılıyor. Ayvacık-Assos yolu ise belki de şu ana kadar gördüğümüz en güzel manzaraya ve en dar virajlara sahip. Virajları alırken kornaya basıyoruz karşıdan gelen varsa sesimizi duysun da yavaşlasın diye.

assos-2

 

Uçsuz bucaksız maki yeşilliği masmavi denizle buluşuyor ve güneşin altında pırıl pırıl parlıyor.

assos-3

 

Behramkale antik şehrinin kenarından geçerek Assos merkeze iniyoruz. Merkeze ulaşınca şaşırmayın, yol iskeleye kadar inip restoran masalarının arasından devam ediyor. Konaklama yerimiz Yelken Kampı. Merkezi geçtikten sonra taş evler ve Kervansaray Otel’i geçip taş yoldan kamp yerine ulaşılıyor. Daha önce burada konaklamış olan Arzu ile Kerem iskeleyi göremeyince hayal kırıklığına uğruyorlar. Fakat daha sezon yeni açılıyor, hiç bir tesisin iskeleleri kurulu değil. Hızlıca odalara yerleşip deniz açılışı yapmak üzere sahile iniyoruz.

assos-80

Taşlar diyarı Assos’ta sahil de tabi ki taşlık. Fakat deniz pırıl pırıl ve buzzz gibii!! Yelken Kamp’ın şezlongları üzerinde yatak gibi pofuduk minderler var. O kadar rahat ki malesef köpekleri Safinaz da bunların üzerinde keyif yapmayı çok seviyor. Köpek tüyünden rahatsız olan, alerjisi olan müşteriler için eksi bir puan. Fakat kalabalık mevsimde ona sıra geldiğini sanmıyoruz 🙂

Akşam olduğunda mis gibi rakı soframız kuruluyor. Bol bol zeytinyağlı mezemizi alıyoruz. Kalış paketimiz yarım pansiyon, içecekler hariç. Akşam yemeğindeki hakkımız kişi başı 1 balık 2 meze. 4 kişi olunca bol mezeli bir soframız kurulmuş oluyor. 3 gün boyunca güzel Ege mezelerinin doyasıya keyfini çıkartıyoruz. Deniz börülcesi, şakşuka, köz patlıcan salatası, biber borani, kırmızı bibere peynir dolması, taze fasulye, fava, biber dolması, kalamar ve leziz Ezine peyniri ile bol zeytinyağlı yöresel zeytin. Zaten kamp işletmesi oldukça misafirperver. Sofralarımızdan zeytinyağını, beyaz peyniri eksik etmiyorlar. 1-2 mezenin lafını da etmiyorlar. Güleryüzleriyle de birleşince insan kendisini huzurlu bir tatilin rahatlığına kaptırıveriyor.

assos-68

 

Ertesi gün turistik gezi günümüz. Antik şehir Behram ve Athena tapınağı. Antik tiyatrodan başlıyoruz gezmeye. Sonrasında ise Behram Köyü üzerinden şehre giriyoruz. Ören yeri girişi 8 lira. Girişe ulaşıncaya kadarki yolda ise köylülerin yöresel tezgâhları kurulu. Dağ kekiğinin bardağı 1 lira, yöresel zeytinyağının litresi 7 lira, çeşitli masa örtüleri 20-30 lira. Önünden buyur edilmeden geçtiğimiz bir tezgah dahi olmuyor.

assos-20

assos-27

 

Antik şehirde biraz gezdikten sonra Athena tapınağına ulaşıyoruz. Çok az sütunun ayakta kaldığı tapınak 6. yüzyıla ait. Parlak gün ışığı altında gerçekleştirdiğimiz fotoğraf çekimimiz sonrası tepenin manzarası önünde de hayranlıkla vakit geçiriyoruz. Çeşitli fotoğraf varyasyonları da manzaranın önünde alınıyor.

assos-53

assos-37

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tezgahlardan zeytinyağı, kekik vs alışverişimizi yaparak Assos’a dönüyoruz.
Assos limanda 2 meşhur dondurmacı var. Ali Usta ve Yahya Usta. Ev yapımı taze külah dondurmalarının yani sıra ince waffle arası dondurmaları da mutlaka tadılmalı. Anında incecik yapılan waffle, arasına çikolata sosuyla koyulan dondurma, üzerine daha büyük bir waffle kapatılarak yuvarlak bir kapalı sandviç oluşuyor. Soğur soğumaz çıtır taze bir külaha dönüşüyor ve sonra büyük bir çaba sarfederek yeniliyor 🙂

assos-16

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3 akşam üst üste yaptığımız rakı-balık keyfi üzerine rakı performansımız oldukça arttı 🙂 Mangalda çupra ve levrek de bol mezeli yemeklerimize güzellik kattı.

Salı sabah da güneşin keyfini çıkarttıktan sonra öğlen saatlerinde dönüşe geçeceğiz. Fakat yine sezon başı olmasının etkisiyle bir aksaklık yaşıyoruz, pos cihazı henüz yok otelde! Nakit çekimi için bir köy turu daha yapıldıktan sonra ödemelerimizi yapıp yola koyuluyoruz. Yelken Kamp şirin, salaş bir pansiyon. Fakat bizim gibi yemeyi içmeyi sevenler için çok da uygun olmuyor çünkü ekstralar oldukça pahalıya çıkıyor.

Dönüş yolunda ise gelirken fotoğraf çekimi için durduğumuz, Çanakkale girişinden hemen önceki Manzara Cağ Kebap‘tayiz. Bu sefer içimizde kalan cağ kebap açlığını gideriyoruz. Etler lezzetli fakat ayranlar bozuk çıkıyor. Manzaraya diyecek yok.

Bu doğayla başbaşa, dolu dolu Assos tatilinin ruhumuzu doyurduğunu söylemek gerek. Sadece ruhumuzla yetinemeyecegimiz için de Ezine’den zulalanan peynir, zeytin, zeytinyağlarımız ile dinlenmiş olarak evimize dönüyoruz.

collage2

collage1

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.