Hayıtbükü
© 2014 . All rights reserved.

Ege ile Akdeniz’in buluşması


25-31 Ağustos 2012.
Marmaris – Datça

25 Ağustos Cumartesi

Bu yılki tekne haftamızın rotası Marmaris Bodrum. Datça Yarımadası‘nın güney kıyısını dolaşarak Bende‘yi Marmaris’ten Bodrum’a taşıyacağız. Kaynaklar Datça yarımadasındaki 52 adet koyu öve öve bitiremiyorlar. Bir de kendimiz keşfedelim bakalım.

Cumartesi günü tekneyi Marmaris Netsel Marina‘dan teslim alıyoruz. Mürettebat sağlam: Nusret Baba, Ülkü Anne, Bülent Amca, Zerrin Yenge, biz ve Korgün. Korgün’ü akşam marinaya geri bırakacağız ve İstanbul’a dönecek. Bu nedenle Marmaris‘ten çok uzaklaşmayacağız ilk gün.

marmaris-datca-1

marmaris-datca-6

Yola çıkmadan erzak alışverişi yapmak üzere Netsel Marina Migros’a giriyoruz. Biraz kısıtlı bir Migros burası. Tüm alacaklarımızı bulamayarak biraz daha içerideki Tansaş’a da gitmek zorunda kalıyoruz.

Netsel Marina’nın tam karşısındaki yarımadaya Adaköy’e yüzmeye gidiyoruz. Kısa bir tur sonrası Korgün’ü Marmaris‘e bırakarak Turunç Koyu‘na hareket ediyoruz. Turunç oldukça turistik bir kasaba. Rıhtımda belediye tesislerine bağlanıyoruz. Elektrik bağlantısı dahil geceleme 40 TL. Yanında da kasabada yürüyüş ve çok yakındaki sahilde deniz sefası bedava. İlk gecemizi oldukça merkezi bir yerde geçirmiş oluyoruz böylece.

marmaris-datca-12

 

26 Ağustos Pazar

Pazar günü hedefimiz Symi Adası’na yaklaşmak. Pazartesi adaya ulaşmayı deneyeceğiz. Yarımadanın etrafını dolaşmak sandığımızdan zahmetli. Deniz çok çalkantılı bugün. İlk durak Gerbekse Koyu. Deniz mükemmel burada, ilk defa kıçtan karaya bağlanmayı deniyoruz. Demir atıp arkadan da yüzerek kayalara bağlanıyoruz.

marmaris-datca-14

Izbarço düğümünü suyun içindeyken yapmak, karada yapmak kadar kolay değil. Düğümün bir kaç farklı versiyonunu deniyoruz. Koy biraz rüzgar alıyor ve teknemizi dolaştırmaya başlıyor. Geceyi burada geçirmeyi pek emniyetli bulmuyoruz ve henüz vakit varken yola koyulup iskelesi olan Çiftlik veya Serçe koylarından birine girmek üzere yola koyuluyoruz.

Çiftlik daha yakın. Farklı tesisler var. Bağlandıktan sonra 100 TL girdi çıktı parası istiyorlar. Yemeği de teknede yiyeceğimizden fazla geliyor bize. Serçe Koyu‘nda (Nemo’s Farm) Nemo’nun Çiftliği‘nin önündeki iskeleye bağlanıyoruz. Fakat bu iskeleye bağlanırken yelkencilerin oldukça dikkatli olması lazım. Denizden karaya doğru bakarken iskelenin sol tarafı oldukça sığ. Tabandaki yumuşak kuma hafifçe oturtuyoruz salmayı. Botla hemen tekneyi itiyorlar ve vukuatsız kurtarıyoruz tekneyi. Daha sonra bağlanmayı başarıyoruz.

marmaris-datca-15

 

27 Ağustos Pazartesi

Sakin geçen gece sonrasında sabah bir tekne geleneği ile yüzümüzü denizde yıkayarak güne başlıyoruz. Hedefimiz Symi Adası. Uzun bir orsa seyri ve bol tremola ile adaya ulaşıyoruz. Pasaportsuz gelenlerimiz olduğu için ufak bir gezi sonrası limana resmi giriş yapmamak için çıkmamız gerekiyor. Arka sokaklarda bir Rum meyhanesine giriyoruz. Birbirinden lezzetli meze ve balıklarla güzel bir akşamüstü öğünü ile tıka basa doyuyoruz. Kabuklu ufak boy karidesleri çıtır çıtır yiyoruz, harika sosuna kalamarları batırıyoruz… Uzolar ve biralar eşliğinde güzel bir ziyafet çekiyoruz.

marmaris-datca-31

Ardından bu şirin ve renkli sahil kasabasından çıkarak rotamızı Datça‘ya çeviriyoruz. Symi’den çıkarken yan teknedekiler bizi havanın yarın bozacağını söyleyerek uyarıyorlar. Datça limanına girişimiz yine belediye işletmesine bağlanarak. Ücret 60 TL, su ve elektrik dahil. Akşam sahil yürüyüşü ve çay keyfimizi yapıyoruz. Hava durumuna göre Bodrum tarafında yarın fırtına var. Bu yüzden Datça Körfezi‘nin içerisine doğru girmeye karar veriyoruz. Orası daha korunaklı.

marmaris-datca-23

 

28 Ağustos Salı

Datça’dan çıkıp sert esen rüzgarı arkamıza alarak Orhaneli‘ye doğru yönleniyoruz. Bodrum tarafını fırtınada bırakan rüzgar bizi hızlıca koyun içerisine ulaştırıyor. Hızımızı güzel almak bizi cesaretlendiriyor ve Hisarönü Körfezi‘nde Bencik Koyu’nu hedefliyoruz.

Bencik Koyu ince uzun bir kanal gibi karanın iç kısmına kadar sokulmuş. Karanın Gökova Körfezi‘ne en çok yaklaştığı yer. Kendimize geceyi de rahat geçirebileceğimiz korunaklı bir kuytu arıyoruz.

marmaris-datca-56

Tam uygun bir yer bulduğumuza inanırken her yelkencinin korkulu rüyası olan bizim de başımıza geliyor ve tekneyi karaya bağlamak için denizden taşımaya çalıştığımız halat henüz durmamış olan pervanemize dolanıyor! Allahtan demirimiz tutmuştu ama halatı karaya ulaştıramayıp tekneyi biraz daha geriye almaya çalışırken halatı yeterince gergin tutamadık suyun içinde… Uzun uğraşlar, teknenin altına defalarca dalıp çıkmalar ve denizin dibini boylayan 1 bıçak sonucunda dolanan halatı kurtarmayı başarıyoruz.

Halatı kurtarınca karaya daha fazla yaklaşabileceğimiz bir yer bularak bu sefer başarılı bir operasyonla demir tuttuktan sonra motoru kapatıyor ve ardından arka iki yandan halatlarla karaya bağlanıyoruz. 2 saate yakın bu işle uğraştıktan sonra ne kadar acıktığımızı farkerederek Ülkü ustanın muhteşem yemeklerine yumuluyoruz!

marmaris-datca-59

 

29 Ağustos Çarşamba

Bencik Koyu o kadar huzurlu ki, ince uzun karaya doğru sokulan koyun en dibine kadar yüzmek, yemyeşil ağaçların arasında pürüzsüz suyun içinde takılmak ayrı bir keyif. Burada deniz çok berrak değil. Suyun dibi gözükmüyor 1-2 metreden sonra. Ama pek çok özel ve gezi teknesinin uğrak yeri olan bu koy tam bir cennet parçası diyebiliriz.

10.00 gibi, sabah denizimize girmiş, kahvaltımızı bitirmiş, çay kahvemizi içmiş olarak Bencik’ten ayrılıyoruz. Datça’daki tur teknelerinin rotalarından aldığımız tüyoyla tekrar Datça yönünde, Akvaryum Koyu‘nu hedefleyerek güzel bir orsa seyriyle yola çıkıyoruz.

marmaris-datca-61

Akvaryum’un tam neresi olduğunu bulamıyoruz haritada gösterildiği yere ulaştığımızda. Bağlanıp demir atabileceğimiz bir koy göremeyerek bir yandaki Kargı Koyu‘na giriş yapıyoruz. Tahminimizce tur teknelerinin yanaşmakta bir sorun yaşamadığı açıklık, çok korunaklı olmayan kıyı şeritlerinden birisi idi. Kargı Koyu’nda da harika, dibi pırıl pırıl gözüken berrak turkuaz bir deniz var. Fakat burada çapamız iyi tutmuyor ve kısa bir yüzme molasının ardından yine yola koyuluyoruz. Hedefimiz Hayıt Bükü.

marmaris-datca-62

Hayıt Bükü, küçük bir iskeleyle karşılıyor bizi. Turkuaz – yeşil rengi suyu, sahilde sıralanmış 1-2 pansiyon ve iskeleye yanaşmış yelkenlilerle körfezde bir cennet daha karşımızda. Rüzgar koyun içine doğru çok kuvvetli esiyor. 2 yelkenli arasındaki daracık alana, bu rüzgarda girmek bizim için tam bir sınav! Fakat Nusret Kaptan bir kaç denemede eliyle koymuş gibi giriyor boşluğa. Yan teknelerden de aldığımız destekle sorun yaşamadan bağlanıyoruz iskeleye. Geceleme ücreti 40 TL. Su ve elektrik dahil. 8-10 teknelik iskele tam doldu derken akşama doğru 1 tekne daha usta bir manevrayla T şeklinde iskelenin arka tarafına giriveriyor.

marmaris-datca-71

Port Hayıt Bükü, işletmecisi Emine Hanım’ın, misafirleriyle gelip gidip ilgilendiği bir liman kahvesi. Akşam yemeği sonrası çaylarımızı içerken kahvaltıyı da orada yapmaya karar veriyoruz. Tam önünde Adil Kaptan‘ın deniz kabuklarından harikalar yarattığı tezgahı var. “Sanatın pazarlığı olmaz” yazmış Adil Kaptan tezgahın baş köşesine, biz de hiç yeltenmiyoruz saygı göstererek. Fiyatları makul ve her yerde bulamayacağımız özel el yapımı hatıralıklar var tezgahta. Deniz kabuklarından oluşmuş mesaj içerikli küçük adamlar, el yapımı yelkenliler, kolyeler, deniz yıldızı magnetler. Bu gezinin hatıralıklarını Adil Kaptan’dan alıyoruz kısaca. Kırmızı deniz yıldızımızı da evimizin başköşesi koleksiyonumuza katacağız.

marmaris-datca-69

 

 

30 Ağustos Perşembe

Hayıt Bükü’nün denizi bembeyaz kumun üzerine berrak bir turkuaz – yeşil. İnsanın içinden çıkmak gelmiyor. Sabah yüzümüzü yıkama kısmını epeyce uzatıyoruz bu yüzden. Ardından enfes bir kahvaltıya oturuyoruz. Çıtır çıtır birbirinden lezzetli gözlemeler, doğal tereyağı, peynir-zeytin çeşitleri, mis gibi bir bal. Yemeye doyamıyoruz uzun ve keyifli kahvaltıyı. Bitiremediklerimizi de pakette yanımıza alıyoruz, hiç bir lokmasının boşa gitmesine kıyamıyoruz bu nefis lezzetlerin.

marmaris-datca-76

Kahvaltı sonrası yürüyüş yaparken denizin çekimine kapılıp kendimizi yine denizde buluyoruz. Bir tur daha yüzdükten sonra artık öğlen saatlerinde, 12:00 civarı iskeleden son ayrılan tekne olarak gözümüz arkada alıyoruz demirimizi Hayıt Bükü’nden.

marmaris-datca-79

Bugünün rotası Palamut Bükü‘nde yüzme molası ardından Knidos‘ta geceleme. Palamut Bükü’ne yine güzel bir orsa seyri ile ulaşıyoruz. İskeleye yanaşmıyor ve koyun doğu yakasındaki bakir sahile doğru demir atıyoruz 8 metrede. Yine bir yüzme molası ardından bu sefer karadan denize doğru esen rüzgar bizi açığa sürüklüyor. Çapa iyi tutmamış. Toparlanarak Knidos’a doğru yola çıkıyoruz.

marmaris-datca-82

Knidos, Ege ile Akdeniz‘in birbirinden ayrıldığı (ya da birleştiği?) nokta. Karadaki antik kent ve muhteşem günbatımı hakkında ümitliyiz. Fakat Büyük Liman‘a vardığımızda 15-20 teknelik iskele dolu ve etrafında da birbirine yakın yakın demir atmış 8-10 tekne daha var. Kendimize yeterince korunaklı bir nokta bulamıyoruz malesef gecelemek üzere.

Gün batımına 1-2 saat kaldı. Nusret Kaptan Gökova’nın güneyindeki Mersincik ya da Körmen Koyu‘na kadar ilerlemeyi öneriyor. Tutunamazsak rotayı Turgutreis‘e çevireceğiz. 2 saatlik motor seyri ile Mersincik Koyu’na ulaşıyoruz gün batımından hemen önce. Mersincik Koyu‘na girişte batıda tarafında kalan, her yönlü rüzgara karşı korunaklı ufak bir girinti daha var. Ama sadece bir kaç teknelik yer olduğu ve geç saatte geldiğimiz için bize yer yok. Tekneler dipdibe sokulup kendilerini çoktan korumaya almışlar bile. Yine batı yakasında, 2 büyük gezi teknesinin arasında koltuk alabileceğimiz bir yere sokuluyoruz.

marmaris-datca-85

Güneş batmadan önce yanaşıp demir atabileceğimiz yeri inceleme şansımız oluyor. Karaya 10-20 metreye kadar sokulabileceğiz ve tekneyi yine halatlarla kıyıdaki kayalara bağlayacağız. Bu kıyı, korunaklı ama pek iyi çapa tutturamıyoruz. Bir kaç kez açılıp açılıp demir atıp yanaştıktan sonra hava iyice kararıyor. Karanlıkta suya atlayıp tekneden tuttukları fener ve ayışığının da yardımıyla kıyıya yüzüyoruz. Kıyıdaki kayalık, deniz kestaneleri ile dolu. Lastik ayakkabılarımız burada hakkını veriyor! Halatları kayalara bağladıktan sonra tekneye götürüp iki yandan da bağlıyoruz. Fakat bir türlü istediğimiz gibi sabitlenmiyor tekne. Halatları çözüp suda Koray’ı bekletirken tekrardan demir atıyoruz. 2 saatlik uğraş sonucu motoru durdurabilmeyi başarıyoruz. Gözümüz derinlikte. Çapa bırakırsa ve karaya sürüklenirsek çok yakınız. Hemen halatları bırakıp ileri motor vermek gerekecek.

Sabit 1 metre derinlikte yemeğimizi yiyoruz. İlk nöbet akşam oturmayı sevenlerin. Gece 01.00 sularında motor sesiyle uyanıyoruz. Nusret Kaptan tekneyi biraz ileri alırken farkediyor ki bizi bağlayan halatlarımızın birisi kopmuş! Suyun altındaki kayalara sürtünmekten kesilmiş ve farketmemişiz muhtemelen. Diğer halatı da suya bırakarak tam motor Turgutreis’e yola çıkıyoruz! 31 Ağustos sabahı 06:00 gibi Turgutreis’teyiz. Seferimiz planımızdan bir gün önce sonlanıyor böylece.

Denizde planlar ve yedeklerinin varlığı çok önemli. Mutlaka alternatifli rotalar çalışmanın önemini daha iyi anladık bu seferde. Rüzgarın, denizin hangi şartları karşımıza çıkaracağını bilemeyiz ve hep bir B planımız olmalıymış!

Tatilimizi beklenenden erken bitirmenin acısını Bodrum’da felekten bir gece çalarak çıkartıyoruz son günümüzde. Bodrum’un levreği gibisi de yok gerçekten :)

marmaris-datca-87

 

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>