© 2013 . All rights reserved.

Göcek: Mavi Yeşil Bir Cennet


19-23 Nisan 2013.
Göcek

19-20 Nisan Cuma-Cumartesi

19 Nisan akşamı, Göcek‘e karayolundan ulaşacak İstanbullu çalışanlar olarak iş çıkışı Bebeköy’den hareketle yola çıkıyoruz. Herkes yelken dolu bir haftasonuna hazırlanıyor, neşemiz yerinde. Kırmızı neon ışıklı servisimizle tam yol ileri…

Pek erotik servis yolculuğumuz

Akhisar‘da meşhur Ramiz Köfte‘nin orjinal yerinde mola veriliyor. Gecenin saat 1’inde, kocaman grubumuzda şaşkın bakışlar olsa da, yolculuk ruhundan ödün vermeyerek, “buraya kadar gelmişken yememek olur mu?” diyenler çoğunlukta 🙂

20 Nisan sabahı erkenden Göcek D-Marin‘deyiz. Ankara’dan gelenler ve uçakla gelenlerle buluşarak 4 tekneyi de teslim alıyoruz. Market alışverişi yapılıyor, kamaralara yerleşiliyor. En küçük tekne bizim: Spirit. Egemen’in kaptanlığında biz, Alper, Fatih ve Gülşah. Henüz kış modunda olduğumuzdan mıdır, yoksa ilk gün hava sıcaklığı gerçekten mi düşüktü bilemiyoruz, montlarımızdan kopamıyoruz bir türlü.. Marinadan çıkış öğleni buluyor.

Spirit

2 saatlik yolculuk sonrasında Göbün‘e giriş yapıyoruz. Akşam yemeğinde bölge halkı arasında “kuzu” olarak da bilinen Akya balığı, mangalda müthiş bir şekilde pişmiş şekilde geliyor önümüze.. Öncesinde aç karınlarımızı salata ve bol bol kızarmış patatesle bastırmış olsak da, bu leziz balığı tadını çıkartarak yiyoruz.

Akya balığı

 

21 Nisan Pazar

Pazar günü hava 1-2 derece daha sıcak. Sabah güneşi görünce deniz açılışını yapmaya karar veriyoruz kahvaltı öncesi. Deniz henüz ısınmamış hiç, bu mevsimde tabi ki havadan daha soğuk. Göbün’ün turkuvaz suyunda çivi soğukluğunda uyanma seslerimiz yankılanıyor koyda ister istemez! Hızlı bir giriş çıkış ardından mis gibi menemenin çekim alanına giriyoruz.

Gün boyunca teknenin buzdolabı dolu, stoklar tamam. Tüm gün yemeli içmeli bir seyir halindeyiz. Yelken özlemimizi gideriyoruz kendimizi rüzgara bırakarak. Epey uzunca bir seyirle Ölüdeniz’e yaklaşıyoruz ve 3 tekneyi birbirine bağlayarak Gemiler Adası açığında demirliyoruz. Burası küçük bir ada ancak yüzeyi çok eski olduğu belli olan kalıntılarla dolu. Aziz Nicholas’ın mezarının burada olduğuna inanılıyormuş. Tekneden izliyoruz ancak dönüşte adanın her tarafında tarihi harabe bulunduğunu görünce karaya çıkıp gezmediğimize pişman oluyoruz.

Gemiler Adası

Bizim Spirit teknemiz maşallah taş gibi ama dönüş yolunda diğer teknelerin sorunlar yaşadığını öğreniyoruz. Biri demir ırgatı bozulduğu için zincir toplamakta zorlanıyor. Bir diğerinin ise motorunu hiç çalıştıramadıkları için öteki tekneya halatlarla bağlanıp Göbün’e kadar çekilerek getiriliyor! Böyle bir şeyi görmeyi bırak daha önce duymamıştık bile.

Tekne çekmece!!
Ama Göbün’de, bizim için gün boyunca yavaş yavaş pişmiş, lokum gibi bir kuzu eti servisi ile karşılanıyoruz Muammer Usta tarafından! Herkesin tüm yorgunluğunu alıyor bu muhteşem ziyafet.

Gerçek kuzu!

 

22 Nisan Pazartesi

Pazartesi sabahı yine yüzümüzü denizde yıkayıp kahvaltımızı yaptıktan sonra koyun tepelerinde yürüyüşe çıkıyoruz. Göbün’ün müdavimlerinin bildiği, karanın iki tarafındaki koylara yukarıdan bakan tepeye çıkıyoruz. Tepedeki kayalığın üzerinde fotoğraf çekilip 3 yıl önceki pozlarımızı güncellemiş oluyoruz 🙂

Göbün

Sonra denize çıkılıyor tabi. Bugünkü istikamet Bedri Rahmi Koyu. Ama öncesinde yine keyifli ve sakin bir yelken seyri var. Bedri Rahmi Koyu’nda da deniz bir harika, üzerine Göbün’de bulamadığımız duş imkanını da yakalayınca iyice mutluyuz! Nomad Restaurant, geniş iskelesine bağlanarak mükemmel denizi ve tesis imkanı ile yelkencilere ev sahipliği yapıyor. Burada günün kalanını geçiriyoruz, öğle yemeğinde ton balıklı makarna ve salatamızı yiyoruz. Akşama doğru ise yine geceyi geçirmek üzere Göbüne dönüyoruz.

Bedri Rahmi Koyu

 

23 Nisan Salı

Dönüş günümüzde tatilin akşamdan kalmalığına daha fazla direnemeyerek uzun ve tembel bir sabah geçiriyoruz. Göbün’de bol bol yüzüp, kahvaltıda Egemen kaptanın taze taze yaptığı kreplerinin tadını çıkartıyoruz.

Krepli süper kahvaltı

Öğleden sonra ise Göcek’e doğru yelkenle yola çıkıyoruz. D-Marin’e vardığımızda dönüş hazırlığı, duş, teknelerin teslimi ve toplanma ile geçen vaktin ardından akşam 5 gibi yola çıkıyoruz İstanbul’a doğru.

tekneden

Dönüş yolumuz Burdur üzerinden. Çavdır‘da Kocayusuf’un Yeri’ni anlata anlata bitiremiyorlar ve bilenlerle gezmenin avantajını bir kez daha tadıyoruz. İşkembe çorbası, sac tava, pideler, açık ayran… Uzun gecede güzel bir uyku çekmek için yeterli enfes bir yemek yiyerek tatilimizi mutluluğun ve doymuşluğun doruklarında sonlandırıyoruz.

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.