Gaziantep
© 2011 . All rights reserved.

Hakiki lezzetler diyarı


18 Haziran Cumartesi.
Gaziantep.

Bundan 2 mevsim kadar önce, arkadaş düğününü bahane ederek Adana yollarına dökülen eski dostlarla birlikte, bir arada ne kadar uyumlu ve ne kadar çok yemek yiyebildiğimizi farkettik. Yeni tatlar, tavsiye edilenler, ‘yemeden gidilmez’ler… arasında geçen 2 günün ardından herkes bunun yeni bir başlangıç olduğunun farkındaydı. Bahaneye ihtiyacımız olmadan doyasıya yiyebileceğimiz, ününü duyduğumuz lezzet duraklarını gezebileceğimiz kaçamaklar yapma fikri işte böyle ortaya çıktı. .. Ve bu kaçamakların ilki, bizde unutamayacağımız tatlar bıraktı.. GAZİANTEP ve hakiki lezzetleri..

Hakiki diyoruz, çünkü yapay olmadığını damağınıza yayılır yayılmaz anladığınız, kaymağının da fıstığının da tadını ayrı ayrı alabildiğiniz, ağzınızda dağılan incecik hamurlu katmerden,  Antep’in biberli soslarıyla terbiye edilmiş yumuşacık etlerden, birbirinden çeşitli baharatla yoğrulan kebaplardan, peynirinin tadı tuzu akıldan gitmeyen semsekten, güleryüzü eksik olmayan, evine buyur edermiş gibi misafir ağırlayan dükkan sahiplerinden bahsediyoruz…

18 Haziran günü 7.30’da şehre ayak basıyoruz. Lezzet katılımcılarımız Ayça, Tuğçe, Gonca, Koray ve Duygu.
İnternetten bulup rezervasyon yaptırdığımız Yunus Hotel şehir merkezinde. Biraz sorarak yerini buluyoruz. Odaların temizliğini görünce geceyi burada geçirmeye karar veriyoruz. Eşyalarımızı otele bırakıp hemen Antep usulü bir kahvaltı yapmalıyız. Oteldekiler bizi önceden de methini duyduğumuz Zekeriya Usta‘ya yönlendiriyorlar.

gaziantep-15

Katmerci Zekeriya Usta Antep’in en ünlü katmercisi imiş. 84 yaşında, hala taş fırının başında katmerleri bizzat kendisi yapıyor. Oğlu Mehmet Usta bize Antep’te neler yapabileceğimizi, nereleri görmemiz gerektiğini ve nerede ne yeniri yer yön tarifleri ile birlikte detaylı olarak anlatıyor ve 2 gün boyunca elimizden düşürmeyeceğimiz Antep kitapçığını hediye ediyor.

Zekeriya Usta’nın enfes katmeri, İstanbul’da yediğimiz ve adına katmer dedikleri “şerbetli gözleme”ye hiç ama hiç benzemiyor. Çok daha hafif, incecik hamuruna az şerbet yedirilmiş, kaymağı lezzetli, ve hakiki Antep fıstığı ile birleşince tadına doyulmaz bir güzellik çıkmış ortaya.

gaziantep-2

Zekeriya Usta’da Antep gezimize leziz bir başlangıç yaptıktan sonra öğle yemeğine kadar Antep’i tanımak üzere Mehmet Usta’nın verdiği kitapçığı izleyerek Kültür Yolu’na doğru yola koyuluyoruz. Almacı Pazarı‘na ulaşıyoruz. Burada fıstık, baharatlar, biberler, salçalar… tüm doğal lezzetleri bulmak mümkün. Esnaf yol boyunca önümüzü kesip bize avuç avuç fıstık ikram ediyor. Yemiştik desek bile “olsun bir daha yiyin” cevabını alıyoruz 🙂  Almacı pazarından Bakırcılar Çarşısı‘nı geçerek Zincirli Bedesten‘e giriyoruz. Bedestende hediyelik eşyalar, gümüşler ve bol bol da Kutnu Kumaşı satılan kumaşçılar var.

gaziantep-20

Kutnu kumaşı Türkiye’de yalnızca Gaziantep’te dokunan özel bir kumaş. Kumaşçılardan aldığımız bilgilere göre Osmanlı zamanlarında zarafet sembolü olan  kutnu kumaşının hammaddesi filoş olan suni ipek ve pamuk ipliği imiş ve içinde sentetik hiçbir madde bulunmazmış. Dokuması kolay olsun diye bir çeşit reçineyle sıvanan ipler, dokuma bittiğinde kumaşın kolalanmış gibi hafif bir sertlikte olmasına sebep oluyor. Elde yumuşatıcı ile yıkandığında bu reçine dökülüyor ve geriye yumuşacık, ipeksi bir kumaş kalıyor. Masa örtüsü, şal, fular.. Artık nereye uygun görülürse 🙂 Dokuma şekillerine göre iplikler bazı temel desenler çıkarıyorlar. Ceren ve Meydaniye dokumaları en beğendiklerimiz. Antep hatırası herkesin -en az- birer tane kutnusu var artık 🙂

gaziantep-22

Zincirli Han’ın ardından kültür yolunu izlemeye devam ederek Hışva Han’ın önünden geçiyor ve Mutfak Müzesi’ne ulaşıyoruz. Tam Antep’e yaraşır bir müze burası. Girişte büyük bir broşür konsolu var. Tek tek kartlara yöresel yemeklerin tarifleri basılmış. Burada kapkacak ve sofra aksesuarlarının yanı sıra pek çok yöresel yemek tanıtılıyor. Her bir odada ayrı ayrı yemekler ve fotoğrafları ile tarifler asılı duvarlarda. Bunun yanı sıra kullanılan baharatlar, özellikleri, malzemelerle uyumları hakkında bilgiler mevcut. Plazma tvlerden isteyenler için yemek yapımı bile yayınlanıyor. Sabahki katmere rağmen insanı acıktırabilen bir yer burası 🙂

Mutfak müzesi sonrası Kalealtı‘ndaki Kır Kahvesi‘ne geçiyoruz. Yerel kahve Menengiç Kahvesi. Menengiç, bu yörede yetişen yabani bir fıstık çeşidi. Kahve aslında fıstığın aroması. Denemeden olmaz diyoruz fakat kaynayınca ortaya çıkan fıstığın yağlı aroması ile keskin karabiberimsi kokusu bitirebilmemizi engelliyor malesef. Aramızdaki kahve tiryakilerinden sevenler olsa da  Koray ve Duygu çifti olarak bize çok ağır geliyor bu kahve. Gonca tavsiyeye uyarak sütlü istemişti, onun daha rahat bir içimi olduğunu söylüyor.

gaziantep-23

Sıra geldi namını çok duyduğumuz Karşıyakalı Halil Usta‘nın lezzetli kebaplarına.. Karşıyaka’ya ancak taksiyle gidebiliyoruz. Yol üzerinde büyük Zeugma Kültür Müzesi‘nin önünden geçiyoruz.  Halil Usta’nın yeri hemen arka sokağında bir esnaf lokantası. Saat 11.00’de oradayız. Çünkü 14.30 sonrası kapatıyor. Öğle yemeği kalabalığı geçtikten sonra yani. Ve Pazar günleri kapalı. Bu nedenle bizimki gibi bir haftasonu programının en önemli öğünü, gider gitmez Halil Usta’da yiyebilmek. Kesinlikle kaçırılmaması gereken bir ziyafet bu.. “Biz size getiririz rahat olun” diyorlar, onlara bırakıyoruz masanın akışını. Lahmacunun lezzetli kıymasının tadı damağımızda, ilk kez tattığımız simit kebabı, şiş kebabı ile dolu gelen aliminyum tabakları,yanında sumaklı bol sulu salatası ile önümüze diziliyor birer birer. Ardından küşnemeler geliyor ortaya. Terbiyelenmemiş, yumuşacık pişmiş bir et çeşidi bu. Tam doyduk derken, garsonun “Turbo 2009” diye adlandırdığı özel terbiyelenmiş bir kebap daha geliyor önümüze. Sarımsağı hissedilen enfes bir tadı var etin. Kıyamayız elbette tıka basa yiyoruz masadakileri. Halil Usta’da tatlı yok, karnımızın en doymuş haliyle tam öğlen kalabalığı doluşurken biz çıkıyoruz dükkandan “ellerinize sağlık” diyerek.. Dönüş yolunda müzeye yöneliyoruz ama daha yeni yapılıyor. Eserler getirilmiş ama kapılar kapalı. Buralardan Zeugma’yı görmeden döneceğiz yani..

gaziantep-3

Biraz çarşıları dolaştıktan sonra Antep’in en büyük kebap ve baklavacısı İmam Çağdaş‘a baklava yemeye gidiyoruz. Burası çok büyük, çok kalabalık, hem turist grupları hem de Anteplilerle dolup taşıyor resmen. Kızlar tatlıyla yetinirken, biz grubun obur çifti olarak potansiyelimizi sergiliyoruz. 1 porsiyon patlıcan kebapla buranın kebaplarının tadına bakmak niyetindeyiz. 2 büyük şiş olarak geliyor kebap. Patlıcanların dışı köz, içi tam kıvamında.. Kıymalar az yağlı, her şey çok lezzetli. Üzerine de karışık baklava porsiyonlarımızı mideye indiriyoruz. Baklava konusu çok tartışmalı masada. Kare baklavanın içi neredeyse bütün bütün fıstıkla dolu, şerbeti az. Fıstığın tadı şerbetten daha baskın. Alıştığımız baklavadan daha farklı bir tatlı bu. Kimilerine kuru geliyor, kimileri ise hafifliğinden memnun 🙂 Şöbiyet enfes. Daha iyisini yemedik galiba hiç birimiz daha önce. Özel şöbiyet yiyoruz bir de, fıstık sarmanın şöbiyet versiyonu özel şöbiyet. O da tatlı öğününü zirvede bitirmemizi sağlıyor. Müşterilerin çoğu ellerinde dolu dolu torbalarla çıkıyorlar İmam Çağdaş‘tan.. Biz son saatlere bırakıyoruz alışverişlerimizi.

gaziantep-39

Kültür yolu içinde Tütün Hanı‘nı keşfediyoruz İmam Çağdaş’tan çıkınca. Hepimizin birer sodaya ihtiyacı var 🙂 Bu turistik mekanda nargile, türk kahvesi, soda keyfi yapıyoruz.

gaziantep-40

Hava kararmaya başlıyor, sıcaklık azaldı. Antep akşamına az kaldı…

Akşam menümüzde kebap dışı sıcak yemeklere yer vermek istiyoruz. Bayazhan‘la Antepevi arasında karasızız. Birbirlerine yakınlar, otelden 1,5-2 kmlik bir yürüyüş mesafesi. Yemek öncesi biraz forma girmek için yürüyoruz 🙂 Bayazhan oldukça şık bir yer, dolu, rezervasyonsuz müşteri kabul etmiyorlar. Dolayısıyla biz de Antepevi’ne geçiyoruz oradan. Burası oldukça büyük, çay bahçesi ile iç içe bir aile yeri. Yuvarlama, Analı kızlı, içli köfte, dolma tabağı, gavurdağı salatası ve yine sahanda ayrandan oluşan sıcacık bir sofra donatıyorlar bize. Açıkhavada yöresel Antep yemeklerinden oluşan yemeğimizi yiyoruz.

Antepevi - Yuvalama, Antep usülü dolmalar, Analı kızlı, İçli köfte

Akşam Yunus Otel’in yanındaki bakkaldan aldığımız şarap ve Antep fıstığı ile otel odamızda eski günleri yad ediyor, günün yorgunluğu izin verdiğince keyif yapıyoruz.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.