© 2012 . All rights reserved.

Kelebek Mutluluğu


27-30 Ağustos 2011.
Kelebek Vadisi, Fethiye.

27 Ağustos Cumartesi.

Koray:
13 saatlik otobüs yolculuğunun ardından 10.30’ta Fethiye otogarındayız. İlk dolmuşa atlayıp Ölüdeniz’e yollanıyoruz. Yarım saat sonra Ölüdeniz sahiline vardığımızda bende ufak bir hayal kırıklığı peydah oldu, beklediğimden çok daha az yamaç paraşütçüsü var gökyüzünde, oysa son gelişimde buralar rengarenkti.

Duygu:
12.00’de Kelebek teknesiyle vadiye doğru yola çıkıyoruz. Ölüdeniz sahilinden tekneye binişte denizin berrak turkuazı beni çok etkiliyor. Dibi şıkır şıkır suyun, dönüşte mutlaka burada da yüzmeliyiz!

Tekne sıradağların arasında kalan vadiler boyunca ilerlerken acaba hangisi diye meraktayım, Kelebek Vadisi‘ne ilk gelişim. Ve evet, fotoğraflarından gördüğüm vadiyi tanıyorum ilk bakışta. İki dik yamaç arasına sıkışmış bitki örtüsü ve capcanlı deniz.

dsc05099

Teknenin iskelesini kullanarak denize iniş yapıyoruz. Bavullar sonra elden ele taşınacak. Bu belki de vadideki komün yaşamın ilk göstergelerinden biri. Ayağımı basar basmaz gömülüyorum taşların arasına, ilerlerken ayaklarım hem yanıyor hem acıyor, hiç hoş bir karşılama değil 🙂

dsc05103

Resepsiyona doğru ilerlerken buranın o bohem havasını soluyorum. Bungalovumuz havadar. 4 tarafı tel ve içeriden perdeli. Önünde ufak bir verandası var 🙂 Güneşi batırmak için ideal. Ama buraya geldiğimizde gördüğümüz bir de dıngalovlar var ki, bunlar hem sahile daha yakın hem de çok şirin birer terasları var. Bir dahaki gelişimizde bunlarda kalmayı aklımıza koyuyoruz. Sonrasında tabi ki hemen kendimizi deniz kenarına atıyoruz. Ama günübirlik tur tekneleri sahili neredeyse kaplamış. Taşlı sahilde yer arayıp dolaşmak ise çok zor. Ama deniz de bir o kadar güzel. Kayalıklar yamaçlardan inip denizin altında devam ediyor aslında. Aşağıda da bir o kadar güzel manzara yani!

dsc05048

Koray:
Denizden sonra gölge bir yer bulmakta zorlanıyoruz. Aslında sahilin en sol tarafındaki kayalık dibi bu mevsimde bütün gün gölge. Ama biz şu anda en sağ taraftayız ve Duygu taşlarda daha fazla yürümek istemediği için kendimizi hemen arkamızdaki çardağa atıyoruz. Tavla oynayacağız ama öncesinde Duygu kalkıp resepsiyonun yanındaki meyveciye gidiyor, evet manav değil, meyveci, çünkü hazır karışık paketlerde meyve satıyor sadece. Rengarenk erikler, üzüm, armut, incir dolu kocaman bir torba meyve eşliğinde atıyoruz zarları, kırıyoruz pulları..

dsc05052

Sonrasında birkaç deniz turu daha yapıp odaya gidiyoruz ve 1-2 saat kestiriyoruz. Ama gün batımını kaçırmadan kalkıp birer kadeh Tempranillo eşliğinde bungalovumuzun verandasında sıcacık ve bakır kırmızısı bir keyfe dalıyoruz…

Duygu:
Akşam yemeği 20.00’de başlayacak. Fakat gittiğimizde mangalda tavukların pişmesine daha vakit olduğunu görüyoruz. 21.00’e doğru sıranın önlerinde olmanın avantajıyla yemeklerimizi alabiliyoruz. Menüde bol çeşit var. Akdeniz mutfağı ne de olsa 🙂 Tavuk-pilavın yanısıra börülce, sebze fırınlamaları, patatesli salatalar, semizotu, ıspanak, ton balıklı salata, mısırlı havuç salatası, cacık.. bir de Koray’ın bayıldığı kereviz, kökünü iri iri dilimleyip fırınlamışlar, yağ vs. yok, mükemmel lezzetli. Büfenin üzerindeki levhada özellikle belirtilmiş: “Lütfen yiyebileceğiniz kadar alın, yetmezse yine alın 🙂 Atılıyor sonra, üzülüyoruz.” Biz de yiyeceğimiz kadar alıyoruz. Güzel bir bilinçlendirme. Genel olarak vadi işletmesinde bu ortak bilinç işliyor. İlk şişe su 2 TL, boş şişeni getirdiğin sürece sonraki sular 1 TL örneğin, vadi hepimizin 🙂

Yemekten sonra ise sahilde dalgaların sesi arasında yıldızlarla başbaşayız. Gökyüzü sonsuz bir yıldız denizi. Ardı ardına kayan yıldızlarla dilekler tutuyoruz. Şarabımızı yudumlarken İstanbul’dan son dakikada yanımıza aldığımız minik hoparlörden yayılan müzik eşliğinde keyifli ve romantik bir sahil gecesi geçiriyoruz.
28 Ağustos Pazar.

Koray:
Püfür püfür odamızda 08.00’de uyanıyoruz ve ilk işimiz lavaboya bile uğramadan denize girmek oluyor. Denizin en sakin ve en sevdiğimiz saatleri. Vadiciler çoktan kalkmışlar diye düşünüyorduk ama denizde yalnızız. Galiba yüksek yamaçlar yüzünden güneş ışığının vadiye oldukça geç ulaşması kampçıların birkaç saat fazladan uyumasına izin veriyor. Denizden çıkıp kahvaltımızı ediyor ve sabah erkenden kaptığımız şemsiye altına kendimiz atıyoruz.

Sahil

 

Günümüzün tamamı da burada geçiyor aslında, müzik ve kitap eşliğinde tatlı tatlı dinlenmece. Sonra gün batımına yakın toparlanıp duşumuzu alıp sahilin en sağ tarafında bulunan kayalara, şimdiki adıyla Rock Bar‘a çıkıyoruz. Kelebek Vadisi’nde güneşin batışını seyredebileceğiniz en güzel yer burasıdır heralde, bir keçi değilseniz eğer 🙂 Ayaklarımızın altında deniz, karşımızda uçsuz bucaksız bir ufuk, şarap şişemizin dibi gözükürken güneşi de denize batırıyoruz…

Biz yemeğe giderken Rock Bar’da müzik ve muhabbet devam ediyor. Gün batımı için burayı seçecek romantiklere bir tavsiye, erken gidip güzel bir nokta kapın, çok fazla yok çünkü onlardan.

dsc04983

29 Ağustos Pazartesi.

Koray:
Denizde yüz yıkama ritüelimiz ve kahvaltı sonrasında bu sefer sahile değil, tam tersi istikamete, vadinin içine yöneliyoruz. Terliklerin yerini spor ayakkabılarımız aldı çünkü patikanın sonları zorlu. Ama önce vadinin kendi kendini beslemesini sağlayan tarlaların arasından geçiyoruz. Patlıcan, mısır, üzüm bizim seçebildiğimiz ekili sebzeler. Seralar ve çok daha fazlası var. Yolumuz gittikçe orman patikasına dönüşüyor ve sık ağaçların arasında kayaları aşarken buluyoruz kendimizi. En sonda ulaştığımız şelale çok görkemli sayılmaz, hatta birçokları “bu muydu?” deyip hayal kırıklığına uğrayabilir. O yüzden vadiyi günübirlik ziyaret edeceklere pek tavsiye etmeyiz, kısıtlı zamanlarını sahilde geçirmeleri daha iyi olabilir. Ama konaklayanlar için kesinlikle eğlenceli ve serin bir aktivite. Hem de özellikle şelalenin yanında vadinin karakteristik kaplan kelebeklerini görme ihtimalinizin yüksek olduğu düşünülürse 🙂 Bu arada şelale, vadi sakinlerinin tatlı su kaynağı aynı zamanda. Yolu üzerine inşa edilmiş bir havuz sayesinde 24 saat kesintisiz kullanım suyu sağlıyor Kelebek köyüne..

dsc04939

dsc04962

Şelaleye çıkış yolumuzda 3-5 insana rastlamışken dönüş yolunda abartısız 70-80 insan geçiyor yanımızdan şelale yönünde. Günübirlikçiler! O yüzden şiddetle tavsiyemizdir, bu geziyi ya 10.00’dan önce yapın ya da akşamüzeri saatlerde, yoksa o dar orman patikası işkenceye dönüşüyor.

Dönüşte ilginç bir işimiz var. Yatak ve yorgan çarşaflarını değiştiriyoruz. Çünkü bungalovda sinek olmamasına rağmen, iki gecedir Duygu’yu ısıran ve uyutmayan bir şeyler varmış, bana dokunmuyorlar nasılsa.. Sonradan öğrendiğimiz kadarıyla bunların tahtakurusu olma ihtimali yüksek. O yüzden çarşaf değişimi işe yaramayacak muhtemelen. Dolayısıyla okurlara bir tavsiye daha, yanınızda Kov tarzı haşere uzaklaştırıcı sprey getirin, nolur nolmaz..

dsc04971

Bu işimizi hallettikten sonra sahile gidiyoruz, açız. Fish House‘a uğruyoruz. Günübirlikçilerin de akınıyla kalabalıklaşmış, mutfağa sipariş yağıyor, çalışanların kafaları karışmış. O yüzden yemeklerimize biraz geç kavuşuyoruz ama mezgitler son derece lezzetli.

dsc05055

Duygu:
Şelaleden dönüşte Garanti Teknoloji’den arkadaşlarımızla karşılaşmıştık. Vadiyi günübirlik görmeye gelmişler. Onlar şelaleye çıkıp indikten sonra sahilde buluşuyoruz. Balıklarımızı yerken muhabbet.. Şnorkelleri ile gelmişler.. Uzun bir deniz keyfi yapıyoruz beraber. Onları saat 15.00’teki tekneyle uğurladıktan sonra kumsalda kitap ve uyuklama keyfi. Bugün hava kapalı malesef. Saat 17.00 gibi uyandığımızda rüzgar var. Tekrar ıslanmak gelmiyor içimizden. Duşumuzu alıp gün batımı güzel olmayacaksa da Rock Bar’da şarabımızı yudumlamak niyetindeyiz vakitlice.

Bu sefer yeri oldukça güzel bir koltuk kapıyoruz. Keyfimiz uzun sürecek 🙂 Güneş de bize güzel bir süpriz yaparak bulutların arasından kendine yer açıp o pembe yüzünü göstererek batıyor yine. Yanında badem eşliğinde  bir şişe şarabı bitiriyoruz tabi ki bu güzel manzarada. Kayalardan denize atlayanları, şnorkelli dalgıçları, vadiye girip çıkan tekneleri izliyoruz oturduğumuz yerde. Kelebek Vadisi kendine has karakteri ile bulunabilecek çok özel köşelerden birisi. Sahilde ayağa batabilen taşlara, gece uykumuzu kaçırabilen tahtakurularına rağmen yine gelmek isteyeceğimizi biliyoruz. Bu cömert vadide manzaraya, denize, doğaya kavuşmak eşsiz bir his.

dsc04990

dsc04988

Gün batımından sonra hafif bir yağmur endişesi başlıyor. Koyu gri bulutlar vadiye yaklaşıyor gibiler. Yemek yenen çardak kısmında da masaların üzerine naylonlar geriliyor, nolur nolmaz diye. Ama korkulan olmuyor ve rüzgar bu ıslak bulutları savurup kaçırıyor vadinin önünden… Yemekler yine bir harika. Mantı, kısır, mantar, patlıcan, kabak.. Salatalar da yine birbirinden lezzetli. Sebzenin en güzeline doyuyoruz vadide.

Yemek sonrası yine başka bir arkadaşıma rastlıyoruz. Doğanın bu ufak köşesinin, bu kadar farklı insanın arasında bize pek çok tanıdıkla karşılaşma ortamı hazırlaması, sanıyoruz buranın özelliğini ve güzelliğini anlatmak için en güzel örnek.

Yemek sonrası sahile kurulan açık hava sinemasında “Casablanca” oynuyor. Bizse yine yıldızları seyredebileceğimiz bir köşeye uzanmayı tercih ediyoruz. Serin kumlarda yıldızların altında uyuklarken esen rüzgar üşütüyor bu sefer.. Uyku saati geldi, yine tarlaların etrafından dolaşarak odaya yollanıyoruz.

 

30 Ağustos Salı.

Duygu:
Saat 6.00 gibi bir süprizle uyanıyoruz. Bungalovun çatısında pıtırtılar. Yağmurlu bir günaydın. Çatıda gerili tel üzerine atılmış palmiye yaprakları uzun süre dayansa da aralarından damlaları kaçırmaya başlıyorlar bir süre sonra. Bana sıcak yataktan çıkıp yağmurda denize girme fikri çok zor gelse de Koray ısrarcı. Bunun kararı verilemeden yağmur diniyor bile. 2 saat daha uyunabilir. Uzun pijama ve hırkayla yatmam sayesinde mi yoksa yatağı ve yorganı değiştirdiğimiz için mi bilemiyorum ama bu gece tahtakuruları tarafından rahatsız edilmedim.

8.00’de yine yüz yıkamak için denizdeyiz. Yağmur bulutları dağıldı ve hava açtı. Kahvaltıda kızarmış ekmeğimiz, güzelim yeşil zeytin, şeker gibi domatesler ve bayram çikolatası 🙂

dsc04925

 

Bizim için bu günleri ve Kelebek Vadisi’ni gerçekten özel kılan minik hikayenin iki farklı açıdan anlatımları için sizleri şu yazılara davet ediyoruz:
Reddedilemeyecek Bir Teklifin Hikayesi
Hayallerimden Bile Güzel

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.