© 2012 Koray. All rights reserved.

Kristal karlar diyarını ziyaret


18-22 Şubat 2012.
Kartutkusu ile Sarıkamış‘taydık…

sarikamis-1

Koray:
18 Şubat sahabı 10.50 THY uçağıyla Kars?a yollandık, 20 dakika gibi bir gecikmeyle 13.00?e doğru Kars?a indik. Bavullarımızı ve board?larımızı alır almaz kalacağımız yer olan Kar Otel?in servisleri bizi havaalanı çıkışında karşıladı. 30?a yakın İstanbul?dan gelen Kartutkusu üyesiyle 3 servisi doldurduk. Boardları, çantaları, valizleri servislerin tepesine dizdirdik ve Sarıkamış yoluna çıktık. Kars havaalanından Sarıkamış minibüslerle yaklaşık 1 saatlik mesafede.

sarikamis-3

Duygu:
Konakladığımız Kar Otel, Sarıkamış pistlerine 1,5 km uzaklıkta. Çalışanları çok sıcak, bizi çok güzel ağırlıyorlar. 50 kişilik bir grupla oteli neredeyse doldurduk. Fakat otel önüne ilk yanaştığımızda benzin almak için durduğumuzu zannettik. Çünkü burası aslında bir benzin istasyonunun tam arkası.

sarikamis-12_

Ama içi sıcak bir otel. Çalışanlar iyi insanlar, bir dediğimizi iki etmiyorlar. Bu ilk izlenimlerimizden sonra odalarımıza yerleşiyoruz. Kablosuz internet olduğuna güvenerek gelmiştik çünkü düğünümüzle ilgili online olarak halletmemiz gereken birkaç işimiz vardı. Ama kablosuz modeme bizim bulunduğumuz odadan erişim olmaması hayalkırıklığına uğrattı. Kaloriferler her zaman yanıyor ama nedense çok sıcak değil otel, belki de Sarıkamış?ta hava çok soğuk olduğu için ancak bu kadar ısıtılabiliyordur ama yalıtım ile ilgili sorunları var herhalde. Gece falan biraz üşüdük mesela. Akşam yemeği biraz standarttı. Lezzetli ama daha çok sebze ağırlıklıydı, az çeşit vardı. Ama otel küçük bir otel olduğu için bence lezzetli olması yeterliydi. Sabah kahvaltısında Kars?ta olduğumuzu anladık, çok güzel Kars kaşarı ve balı yeme fırsatı bulduk. Kahvaltı akşam yemeğine göre çok daha güzeldi.

Koray:
Akşam yemeği bence kötüydü. Et hiç yoktu neredeyse, içinde et olan bir yemek vardı ama et böyle koklatılmış resmen. Onun dışındaki mezeler de bence standart değil standart altıydı. Ayrıca hatırlatmakta fayda var, alkollü içecekler dahil değil, hatta sanırım sadece su dahil. Onun dışındaki bütün içecekler ekstra.

Ayrıca odamız bayağı dar, doğru düzgün sığılmıyor. Eşyaları koyacak yer yok, dolayısıyla board botunu giyerken ederken sıkışıklıktan dolayı çok zorlanıyorsunuz. Küvet bile çok dar, duş alırken daracık bir mekana tıkışıyorsunuz.

Neyse, bu kadar saydırmak yeter, gelelim güzelliklere, yani Sarıkamış?ın pistlerine. Önce bir telesiyejle asıl pistlerin olduğu bölüme çıkılıyor. Oradan sonra çıkılan telesiyejin zirvesinden aşağıya 3-4 tane güzel ve upuzun pist iniyor. Uludağ ve Kartalkaya?da alışık olduğumuz pistlerden çok daha uzun pistler. Aşağı inmek, hızlı bile kaysanız 10 dakika sürüyor, yavaş ve keyifli bir şekilde 15-20 dakikada inebiliyorsunuz. Ayrıca çok ormanlık bir bölge, ağaçlarla dolu. Eğim çok fazla yok. Yani sert diklikte siyah pistler var aslında ama eğimin az olduğu ve keyifli bol kar da yapabileceğiniz bir sürü ormanlık alan da var. Hem Duygu hem ben Sarıkamış?a bundan çok uzun süre once, 5-6 sene önce gelmiştik. O zamanlar olmayan ve Karanlıkdere pistine inen yeni bir telesiyej var, bu sefer onu keşfettik. Keşfettiğimiz gün zamanımızın büyük bölümünü o pistte geçirdik. Çok keyifli bir pist. Hem normal pistin kendisi kıvrıla kıvrıla aşağı iniyor hem de etrafında inanılmaz keyifli bol kar alanları var. Ne çok sık ne çok seyrek tam kıvamında bir ormanlık alan, eğim de aynı şekilde çok ideal. Hiç düşmeden neredeyse 1-1,5 km bol kar yaparak inebiliyorsunuz aşağıya. Pistler özetle böyle.

sarikamis-16

Duygu:

19 Şubat sabahına aslında çok güneşli bir günle başladık. Otelden çıkarken acaip coşku doldu içimiz havayı böyle güzel görünce. Pistlere çıkarken telesiyejde farkettik ki güneşli bile olsa hava çok soğuk burada. Kar maskesine rağmen ağzımız, yüzümüz, burnumuz sürekli dondu, buz kesti. O yüzden burada aslında güneşin güzelliğine aldanmamak, her zaman çok sıkı giyinmek gerekiyor, bunu öğrenmiş olduk. İçimizi dışımızı daha temkinli giyinmeliyiz kalan günlerde.

Koray?ın öve öve bahsettiği bol karda ben birazcık mahvoldum. Yeterince bol kar deneyimim olmadığı için buranın yumuşacık, pofuduk karına gömüle gömüle çok zorlandığım bir gün oldu benim için. Yattığım yerlerden kalkamadım, içime karlar doldu. Biraz zorlandım yani. 3-4 günlük bir tatilin ilk gününde bu duruma düşmek iyi aslında, böylece kalan günlerde antrenman yapma şansınız oluyor. Yoksa mesela 1-2 günlük tatilde insan ilk günde böyle şeylere niyetlenmiyor, ama süre daha uzun olunca kendini geliştirmek için fırsat var. Umarım ben de bol kar yapabilen bir insan olacağım 🙂

Koray:
Yani evet, eğim biraz az olduğu için Duygu?nun ilk seferde de kolayca halledebileceğini düşünerek onu bol kara soktum, düşe kalka indik aşağıya. Biraz azmi, hırsı kırılmış gibi oldu ama dinlendi günün geri kalanında?

Duygu:
Dinlendiysem de kaymadım değil heralde.

Koray:
Hayır kaydı tabi, ama bol kara tekrar girmek için ertesi günleri bekleyecek.

sarikamis-14

Bu arada Sarıkamış’ta kar çok kaliteli. Kar kardır, ne farkeder ki diyebilirsiniz. Ama batıdaki kar, artık oranın hava kirliliğinden veya başka nedenlerden, belki alçaklığından kaynaklı olarak daha değişik. Buradaki kar gerçekten pudra gibi, hep öyle derler, gerçekten öyle. Çok yumuşak. Mesela biz geldiğimizden beri hiç kar yağmadı, yani taze kar yok ama pistler taze kar yağmış kadar yumuşak. Çok soğuk olmasına ragmen, güneş de vurmasına ragmen buz tutmuyor pistler. Oysa Kartalkaya?da, Uludağ?da böyle bir durum olsa, taze kar yokken üstüne ayaz, üstüne de güneş yedikten sonra her yer buz keser. Oysa burada pistler dahi, bol kardan bahsetmiyorum, sürekli yumuşak. Board?larımız zemine hemen her şartta rahatça tutunabiliyor. Hatta ezilmiş pistteki zemine board?umuzu saplayabiliyoruz, o kadar güzel bir kar. Burada kaymak çok keyifli, düşmek de az acılı, hatta o bile keyifli diyebiliriz.

Duygu:
?Sarıkamış Kayak Merkezinin önemli özellikleri arasında bölgeye yağan karın cinsi ve doğal güzellikleri geliyor. Kayak sporu için oldukça elverişli olan kristal kar Sarıkamış’ta da bulunuyor. Sezon boyunca yağdığı günkü özelliğini kaybetmeyen karda kayak yapmak da kayakçılara oldukça keyif veriyor. Sarıkamış kayak merkezinde kayak pistlerinde çığ tehlikesi yok ve pistler sarı çam ormanlarıyla çevrili olduğundan Sarıkamış Kayak Merkezinde pistler rüzgara karşı da korunaklı.?
Kars/Sarıkamış İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü web sayfasından alıntıdır.

sarikamis-17


Koray:
Son gün havanın en güzel, bizimse en yorgun olduğumuz gün. Gökyüzü bulutsuz ve masmavi, güneş Sarıkamış’ın soğuğunu yenmeyi başarıyor ve bizi ısıtıyor bugün. Akşam Cağ Kebabı yemek üzere Erzurum’a gideceğimiz için bugün 14.00’e kadar kayıp bırakıyoruz. Büyük otobüse, valizlerin bir kısmını koridora tıkıştırarak doluşup yaklaşık 2 saat sürecek yolculuğa koyuluyoruz.

sarikamis-40

Yol boyunca ve Erzurum‘da gördüğümüz, hayatın soğuk ve karın varlığına uyum sağlamış şekilde devam ediyor olduğu. İnsanlar aşırı soğuğa alışkın belli ki, akşamın ilerlemiş saatine rağmen sokaktalar… Şehrin içinden geçerken Atlama Kuleleri’ni görüyoruz, geçen sene burada düzenlenen Universiade 2011 için yapılmışlardı. Çok güzel ışıklandırılmışlar ama uzaktan güzel bir fotoğrafını çekemiyoruz. Tepesinde bir restoran bulunduğunu öğreniyoruz. Yolumuz bir gün buraya tekrar düşecek olursa kesinlikle uğramak lazım.

Ve sıra süper finalde: Cağ Kebabı!!! Bu kebabı yapan birçok ustanın toplaştığı bir sokakta bulunan Dadaş Cağ Kebabı’na giriyoruz. İkimiz toplam 8 şiş yiyoruz. Ben 2 tanesini tatari olarak yiyor ve pek beğeniyorum. Bu arada bu kelimeyi ilk defa burada duydum. Normalde cağ kebabının etini kesip şişe geçirdikten sonra bir süre daha ateşe tutup altta kalan kısmının da pişmesini sağlarlarmış. Ama tatari olarak isterseniz kestikleri gibi getiriyorlar, böylece ateş gören yüzü çok, iç yüzüyse az pişmiş ve yumuşacık oluyor… Kalabalık olduğumuz için şişlerin tanesini 5 liradan yiyoruz, normalde 6 imiş. Bazılarınızı özendirmek gibi olacak belki ama buyrun fotoğrafı:

sarikamis-43

Hava Erzurum’da inanılmaz soğuk, Sarıkamış’tan daha beter. İkimiz de böylesini daha önce görmemiş, hissetmemiş olabiliriz. Özellikle havaalanı önünde, 2 dakika bile sürmeyen valiz taşıma esnasında tirtir titriyoruz. Hatta ben havadaki su buharının burnumda buzlaştığını bile hissedebiliyorum bu kısa sürede.

Uçağımız gece yarısına doğru inecek Sabiha Gökçen’e… ve ikimiz de sabah 6’da uyanmak zorundayız malesef…

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.