© 2013 . All rights reserved.

Paille-En-Queue


Balayı dizimizin bundan önceki yazıları için:
Honeymoon Suite

La Marée
Château Mon Désir

 

8 Temmuz 2012, Pazar

Pazar sabahı otelden ayrılıyoruz. Rajish saat 10.00’da bizi almaya geliyor. Doğa turu yapacağız, akşam 18.00’e kadar vaktimiz var.

Öncelikle Port Louise‘e uğruyoruz, Mauritius’un başkenti. Oldukça gelişmiş bir liman şehri. Deniz kenarında lüks oteller, alışveriş merkezleri var. Biz de hediyelik eşya almak için alışveriş merkezine girip bir saat kadar vakit geçiriyoruz.

Port Louise

 

Doğa turunun ilk durağı kuş parkı Casela. Adı kuş parkı olsa da burası Afrika hayvanlarıyla dolu bir doğal yaşam parkı aslında. Foto-safariyi kaçırmışız maalesef. Bir sonraki turun başlamasına 3 saat olduğu için parkı kendimiz dolaşacağız.

Özgür ruh bir kuş cinsi

Pek çok çeşit kuşun bulunduğu bölümlerde büyük kafeslerin aralarından geçerken bir yandan da açıkta serbest dolaşan papağan çeşitlerine, muhteşem tüyleriyle tavuskuşlarına rastlıyoruz. Dev kaplumbağaların (giant tortoise) olduğu bahçede yanlarına kadar yaklaşabiliyoruz. Başka bir bahçede zebraya ot yediriyor, maymunlarla bakışıyoruz. Gözlem tepesine (observation hill), yani parkın en yüksek tepesine tırmanarak içinde bulunduğumuz ovanın dört bir tarafını seyrediyoruz.

Ceylancık

Gözlem tepesi

Arabaya dönüşümüz 2 saati geçiyor. Parktaki güzelliklere kendimizi kaptırmışız 🙂

Buradan Chamarel bölgesine geçiyoruz. Öncelikle 138 metreden dökülen şelaleyi görüyoruz. Bu bölgede Mauritius’un sembolü haline gelmiş olan kuştan çokça bulunuyor. Mauritius havayollarının da logosunda olan Paille-En-Queue kuşunun uçarken harika bir silüet oluşturan ince uzun bir kuyruğu var. Şelalenin müthiş doğasını içimize çekerek Seven Coloured Earths’e geçiyoruz. Chamarel bölgesi tamamen özel arazi. Bu doğal güzelliklerde devletin hiç bir sahipliğinin olmaması ve hepsinin “white man”e, yani beyaz adama ait olması bizi hem şaşırtıyor hem üzüyor. Rajish doğallıkla anlatıyor oysa ki; “beyaz adamlar geldi, halkı kölelikten kurtardı, istihdam sağladı.”

Chamarel şelalesi

Seven Coloured Earths (yedi renkli toprak), iklimsel değişikliklerle toprakta katman katman oluşmuş 7 ayrı rengi görebileceğimiz bir park. Etrafı çevrilmiş bu toprak kütlesi, güneşin açısına göre de gözlemlenebilen 7 rengi içinde barındııryor.

7 renkli toprak

 

Sonraki durağımız Hint tapınağına (Grand Bassin) doğru giderken bütün gün bizi yalnız bırakmayan güneş çekiliyor ve önüne yağmur bulutlarını alıyor. Tapınak açık bir alan olduğu için şemsiyelerle dolaşıyoruz.

Bu noktada Mauritius’un demografik ve dinsel yapısından bir miktar bahsetmek gerekirse, dikkat çeken en önemli nokta olarak, adada hiçbir dini grubun baskın çoğunluğu oluşturmadığını belirtebiliriz. Halkın büyük çoğunluğu Hint kökenli, ama onlar da inanışları bakımından Hinduizm ve İslam olarak ikiye ayrılıyorlar. Diğer kökenlere ait kişilerin inançları ise çoğunlukla Hristiyanlık. Azınlık olarak sayılabilecek miktarda ise Budizm inananları mevcut.

Tapınak, büyükçe bir gölün (Grand Bassin) kenarında kurulu. Göl suyunun kutsal olduğuna inanılıyor, zaten tapınağın burada kurulmasının nedeni de bu. Ada halkının %49 ile dini çoğunluğunu oluşturan Hindular, Maha Shivaratri (Shiva’nın büyük gecesi) isimli günler süren festival sırasında tapınağa yürüyerek geliyor, ibadetlerini edip yürüyerek dönüyorlarmış. Dolayısıyla burada yollar kalabalığı kaldırabilmesi için olabildiğince geniş yapılmış. Girişte Tanrı Shiva‘ya ait 36 metre yüksekliğinde devasa bir heykel bulunuyor, tapınak da Shiva’ya ithafen yapılmış.

Ganga Talao gölü kenarındaki Grand Bassin tapınağı

İçeride popüler Hindu tanrılarının heykelleri bulunuyor, hemen hepsinin önüne de inanış gereği çeşitli yiyecekler bırakılmış durumda. Rehberimiz, Shiva ve ailesindeki tanrılar hakkında ilginç hikayeler anlatıyor. Mesela içeride mavi renkli bir Shiva heykeli daha var. Hikayeye göre, başka bir tanrı, bir köydeki insanları öldürmek üzere oradan geçen nehrin suyuna zehir katıyor. Shiva da insanları kurtarmak için suyu içiveriyor. Shiva’yı korumak içinse yılan şeklindeki bir başka tanrı Shiva’nın boğazına sıkıca sarılarak zehrin midesine gitmesini engelliyor. Ama zehir o kadar güçlü ki, Shiva’nın maviye boyanmasına neden oluyor. Bu heykeli ziyaret eden Hindular, zehrin etkisini azaltması için önüne süt ve su bırakırlarmış 🙂

Mavi Shiva

Keyifli hikayeleri olan başka bir tanrı ise fil kafalı Ganesha, doğuş hikayesi bile çok eğlenceli. Eşi Shiva’nın bile mahremiyetine değer vermemesinden rahatsız olan tanrı Parvati, bir gün banyoya girerken vücudundaki sandal ağacı macunundan bir parçaya hayat üfleyerek bir oğlan yaratır ve kendisi banyodayken eve kimseyi sokmamasını öğütleyerek çocuğu kapıya diker. Parvati banyodayken eve gelen Shiva, girişini engelleyen ve kendi çocuğu olduğunu bile bilmediği bu oğlanla kavgaya tutuşur, bu sırada da kafasını kopartarak onu öldürür. Banyodan çıkan Parvati bu duruma o kadar sinirlenir ki tüm dünyayı yok edeceğini söyler. Hatasını anlayan ve telafi etmek isteyen Shiva ise etrafındakilere, gördükleri ilk canlı yavrusunu getirmelerini emreder. Bulunan ilk canlı bir fildir 🙂 Onun kafası çocuğun vücuduna yerleştirilir ve adı Ganesha konur.

Ganesha

Bu eğlenceli hikayeleri dinleye dinleye tapınağı geziyoruz. Soğuyan ve kararan havayla beraber günümüz de sona eriyor, dolayısıyla tapınaktan sonraki mecburi istikametimiz maalesef havaalanı. Ancak yolda pek çok gözlem noktasında duruyoruz. Bu turistik noktalar, müthiş manzaraları sayesinde, arabaların kuyruk kuyruğa parkedip fotoğraf çekimi için durdukları bölgeler oluşturmuşlar. Bir tanesinde Rajish’in yönlendirmesiyle “şeker kamışı suyu” içiyoruz. Çok şekerli, koyu renkli bu sıvı hem lezzetli, hem de bir şerbet kıvamında susatacak bizi. Ayrılırken elimize de bir kaç kamış parçası veriyor adam. O da ağızda çiğnenerek emilebiliyor 🙂

Şeker kamışı suyu

Bir haftalık tropik balayımızı hızlandırılmış bir kültür turuyla bitirmiş oluyor, hafızalarımızdaki unutulmaz anılarla birlikte uçağa biniyoruz. Balayımızın ikinci haftasını en bir sevdiğimiz Bodrum’da geçirecek olmamıza rağmen Mauritius’tan ayrılmak bizi gerçekten hüzünlendiriyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.