Roma
© 2015 . All rights reserved.

Roma, Bir Şehri Aşkla Gezmek


13-15 Ekim 2013, Roma, İtalya.

13 Ekim Pazar

Uzun süredir fırsat yaratıp görmek istediğimiz İtalya, Kurban Bayramı sayesinde nihayet planlarımıza girdi. 13 Ekim Pazar saat 05:50 uçağı ile Roma‘ya uçmak için sevgili ETS turizm bizi 02:50′de havaalanına çağırıyor. 45 dakika checkin işlemleri ile oyalandıktan sonra 2 saat sürecek olan uçak bekleyişine geçiyoruz. Yerel saat ile 08:00′de Roma‘dayız.

Bugüne kadar hiç turla tatil yapmamış olan bizlere yine pek çok şey garip geliyor. Bağımsız hareket edip hızlı ilerlemeye o kadar alışmışız ki tur ekibinin toplanmasını yaklaşık 1,5 – 2 saat beklemek çok can sıkıcı. Tur rehberimiz İbrahim bey Roma’da yaşıyormuş. Otobüsle yaklaşık 1 saat süren şehir turunda panoramik belli başlı meydanları turluyoruz. Colleseum etrafında da dolaşarak kısa bir fotoğraf molası veriyoruz.

roma-5
İlk serbest zaman Fontana di Trevi‘de. Aşıklar Çeşmesi de olarak bilinen bu muazzam sanat eseri Ekim ayında bile turist akınına uğramış durumda. Çeşmenin üzerinde pek çok heykel var. İki yandaki iki kadın heykeli; birinin meyve dolu sepeti bolluk ve bereketi temsil ediyor, diğerindeki yılan ise sağlığı. Çeşmede her açıdan fotoğrafa doyduktan sonra sıra aç midelerimizi ve pizza hevesimizi gidermeye geldi.

Meydanda pek çok dilim pizzacı var fakat hemen hepsi çok kalabalık ve sıra dolu. Koray’ın çeşmeye doğru yürüdüğümüz sokakta dikkatini çeken bir küçük pizzacıyı buluyoruz tekrardan. Boş, servis ücreti yok ve yeterince leziz Pizza Roma‘nın pizzaları. Patlıcanlı ve sosisli pizzalarını beğeniyoruz. Yanına da bir küçük şişe Chianti şarapla Roma’da öğle yemeği keyfimiz eksiksiz :)

roma-7

Tripadvisor’ın önerileri arasında ve aynı sokaktaki  Gelato Valentino‘dan da yemek üzerine de dondurma keyfi! Övüldüğü kadar müthiş bulmadık bu dondurmayı ama yine de fena değil. Serbest zaman sonunda ekiple buluşarak burada İspanyol Meydanı/merdivenlerine yürüyoruz. Pek çok ünlü mağazanın bulunduğu sokaklardan geçiyoruz. İspanyol merdivenlerinin üst kısmından alçak binaların çatıları, kiliselerin kubbeleri ile dolu çok şirin bir manzara var. Buraya gidenlerin üşenmeyip en tepeye çıkması mutlaka tavsiye edilir.

roma-10

Merdivenlerden Piazza del Popolo/ Popolo Meydanı‘na doğru yürüyerek bahçelerin orada tekrar otobüse biniyoruz ve sonraki durak Vatikan! Pazar günü olması nedeniyle sabah ayini bitmiş, meydanda sandalyeler ve neredeyse tüm meydanı dolaşan bir kuyrukla St Peter’s Kilisesi’ne giriyoruz. Kuyruk korkuttuğu kadar uzun sürmese de, yarım saat – 45 dakikada içeriye giriyoruz. Kilise muhteşem! Fakat o kadar hızlı bir turla dolaştırıyor ki bizi rehberimiz, fotoğraflayamadan, içimize sindiremeden bitiyor turumuz. Salı günü Vatikan müze biletimiz sonrasında tekrar doyasıya dolaşmak için geleceğiz.

roma-28

 

Vatikan sonrası gece 2′den beri yolda olan ekip yorgunluktan bitap düşmüş şekilde otele dönüyoruz.Otelimiz Princess Hotel, 4 yıldızlı, şehir merkezine uzak. Çok memnun kalmıyoruz açıkçası otelden. Kısa bir dinlenme, duş ve uyku molasıyla yenilenip gece ışıklarında keşfetmek üzere bu sefer nihayet başbaşa şehre dönüyoruz. Otelimiz metro durağına bile 20dk yürüyüş mesafesinde malesef. Yol, keşif heyecanıyla çabuk bitiyor. Cornelia metro durağından metroya biniyoruz ve Piazza della Spagna‘da iniyoruz. Akşam turumuza Fontana di Trevi‘yi (Aşıklar Çeşmesi) bu sefer ışıklandırılmış haliyle fotoğraflayarak başlıyoruz.

roma-37

 

 

Gece şehir turunu 1 gecede bitiremeyeceğimizi anlıyoruz acıktıkça. Navola Meydanı‘na doğru ilerliyoruz cıvıl cıvıl turist ve özellikle Türklerin kaynadığı sokaklarda. Roma sokakları oldukça dar. Arabalar hep küçük ve çizik-çarpık dolu. Fakat bu küçüklük şehre o kadar samimi bir hava katıyor ki insana ayrıca sempatik geliyor. Navona‘ya giderken kendimizi gece rotasının başlıca noktalarından Rotonda Meydanı‘nda (Piazza della Rotonda) Pantheon‘un önünde buluyoruz. Bu ikonik yapı gece aydınlatmasıyla küçük meydana efsanevi bir hava katıyor. Aynı zamanda o kadar şehrin içinde, o kadar yaşamın bir parçası ki etkilenmemek elde değil.

roma-43

Buradan artık yakınlaşan Navona‘ya kadar yine hareketli sokaklarda yürüyerek geçiyoruz. Navona Meydanı Roma‘nın gece turistik bölgelerinden birisi. Etrafında dizilmiş restoranlarıyla ışıklı yapıtlarıyla özellikle gece görülmesi gerekiyor. Artık acıktık. İlk akşam yemeğimizi hem Nilüfer’den hem de Çınar’dan “mutlaka gidilmeli” olarak duyduğumuz “Da Bafetto” da yiyeceğiz.

roma-49

Bafetto Pizza yerel pizzalarıyla ünü yayılmış ama Roma’nın en salaş pizzacılarından birisi. Kapıda 10-20 kişilik bir sıra var. Saat 8 gibi bu sıraya giriyor ve ancak 9′da oturacak yer bulabiliyoruz. o kadar yorgun ve açız ki sırada şahit olduğumuz oturamayanlar, yemeği gelemeyenler arasında yerimiz olduğuna bile seviniyoruz. Sürahide ev yapımı şarap 8 saatlik açlığımızın önüne konuyor. Ardından 1 saatlik meraklı bekleyiş. Saat 10.00′da pizzalar önümüze konduğunda sevinecek halimiz kalmamış… Gel gelelim Baffetto efsane olduğu kadar var demek yeterli değil, bu berbat mekanda, olabilecek en kötü servisle, belki de hayatımızdaki en güzel pizzayı yiyoruz. İncecik çıtır çıtır hamurun üzerinde enfes parmesan. 2 saatlik bekleyiş acaba taktik miydi, onca beklemeden sonra insan önüne gelen her şeyi bu kadar beğenir mi emin olmak için bir de tok gitmek gerekiyor olabilir. Ama aynı sabır bir kere daha gösterilemeyebilir:)

roma-53

 

14 Ekim Pazartesi

Pazartesi günü tüm günümüz Roma İmparatorluğu’nu keşfetmeye adanacak. İlk durak tabi ki Collesium, ya da buradaki adıyla Colossea. Tatil öncesi araştırmalarımızda Roma’da müzelerde çok sıra beklendiği yönündeki yorumları ciddiye alarak iki çözüm yolu seçtik. Birincisi Roma Pass, ilk 2 müze bedava, Colosea’da öncelikli geçiş ve metro/otobüste sınırsız kullanım (3 gün geçerli), ikincisi de online Vatikan müze giriş biletine artı 4 Euro vermek. Birinci çözüm hemen Collesium’da kendini ispatlıyor ve ayrı Roma Pass sırasından bilet gişesini beklemeden giriyoruz. İçeride video tur rehberi alıyoruz ve adım adım dolaşıyoruz iki saat boyunca her köşesini. Collesium‘un büyüklüğü ve ihtişamı o kadar büyüleyici ki, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz bile. Collesium ve Palatine Hill biletleri ortak olduğundan çıkışta direk Palatine‘e yönleniyoruz.

roma-62

Palatine Hill, Roman Forum ve Bizans yapıtlarının kat kat çıkartıldığı tepelik alan. Nerdeyse medeniyetin oluştuğu yer diyebiliriz. Roma burada kurulmuş, yaşamın M.Ö. 1000 yılına kadar kalıntıları tespit edilmiş. Tarihin sayfalarına kendimizi o kadar kaptırıyoruz ki saat 15:30′da açlıktan kıvranarak tam 5 saattir devam eden turumuzu sonlandırıyoruz.

roma-83

Roman Forum‘un çıkış kapısı hemen Venezia Meydanı‘na iniyor. Meydanın yan sokaklarından birisinde bir trattoria bularak gecikmiş öğle yemeğimizi yiyoruz; Bressiola ve Pesto soslu alegrini. Yemek sonrası enerjimizi tazeleyerek Monumento e Vittorino Emanuel‘e tırmanıyoruz. Bu yüksek anıt, Roma’yı ayaklar altına seren bir terasa sahip. Çıkış 7 Euro. Yukarıda yaklaşık 1 saat boyunca bu manzaranın keyfine varıyoruz.

roma-102

Aşağı indiğimizde yorgunlukta bitap haldeyiz. Aklımızda kalan yakın mesafe bir hedef belirliyoruz. Campo dei Fiori. Sabahları market kurulan bu meydan akşam yine turistik rengarenk ve hareketli bir meydana dönüşüyor. Bir süre meydanı fotoğrafladıktan sonra yemek yeri arıyoruz. Tripadvisor sayesinde çok keyifli bir akşam geçireceğimiz Osteria da Fortunata‘yı keşfediyoruz meydanın arka köşesinde. Yan sokakta kalıyor burası. Çok sevimli ve güleryüzlü bir ailenin işlettiği mekanda ev yapımı pasta, pizza ve muhteşem bir tiramisu ile vişne marmelatlı tart bizi bekliyor.

roma-109

 

15 Ekim Salı

Salı sabahı saat 9:00 için Vatikan müze giriş biletimiz var. Sabah erkenden kalkıp metroyla Vatikan‘a gidiyoruz. Duvarın etrafını dolaşan bir sıra gözümüzü korkutsa da biletlerimize güvenip priority pass sırasından hızlıca girişe kadar ilerliyoruz. Gerçekten de hiç sıra beklemeden barkodlarımızı okutup içeriye giriyoruz. Artı 4 Euro ile neredeyse 1 saat zaman kazandık! Müzeye irice sırt çantamızı almıyorlar, girişteki emanete bırakıyoruz ve turumuza başlıyoruz.

roma-158

Vatikan Müzesi bizi büyüklüğü, ihtişamı ve tarihiyle resmen büyülüyor. 1700′lü yıllardan bu yana müze olarak eser toplayan, her bir köşesi sanat ve ihtişam kokan bu müze, günümüzde de büyümeye devam ediyor. Raphael, Botticelli gibi büyük rönesans ustalarının tarih kitaplarında okuduğumuz eserlerini, bu müzenin duvarlarında, tavanlarında görmek inanılmaz derecede büyüleyici. Tarihi İtalya haritalarının, Vatikan’a verilen hediyelerin, modern ressamların bile dini eserleri bir arada sergileniyor. Roma, Mısır ve antik Yunan eserleri, tarihten bugüne müzede kendine yer bulmuş.

roma-142

Uzun turun sonunda heyecan dorukta iken Sistine Chapel‘e giriyoruz. Pek çok ünlü yapıttan oluşan tavan büyüleyici. Fotoğraf çekmek yasak olsa da burayı fotoğraflayamadan çıkmamız mümkün değil. Kendi yöntemlerimizle Şapeli, duvarları fotoğraflamayı başarıyoruz. Müze sonrası tekrar Basilica’ya girmeden çıkıyoruz.

Nuovo Mercato Trianfale, Vatikan’a çok yakın bir pazar yeri. Parmesan peynirinin ve daha çoklarının envai çeşidi yer alıyor burada. Bizim amacımız güzel bir parmesan almak. Tadarak aradığımız lezzeti buluyoruz. Pazarı dolaşırken bir de zeytinyağı alarak ayrılıyoruz.

Öğleden sonramızı Çınar’ın tavsiyesiyle Trastevere‘ye ayırdık. Casetta di Trastevere gezerken acıkan midelerimizi mutlu etmeye yetiyor. Bu şirin mekanda balık ve pizza yiyor 2 euro’ya 50′lik ev şarabı içiyoruz. Trastevere, çok şirin bir bölge. Tiber Nehri‘nin batı yakasında rengarenk evler ve aralara serpişmiş restoranlarıyla oldukça keyifli vakit geçirmek mümkün.

roma-174

Trastevere sonrası dönüş yolumuzda Castel Sant’Angelo‘ya uğruyoruz. Neredeyse 2000 yıllık geçmiş olan eşsiz bir tarihi eser. Tiber nehrinin kıyısında bulunan ve silindirik biçimiyle dikkat çeken yapı, Roma imparatoru Hadrian tarafından yaptırılmış. Kalenin girişine giden köprüdeki heykeller de dikkat çekici. Hava biraz bulutlanmış olmasına rağmen yeterince vakit geçirip fotoğraflarımızı çekebiliyoruz.

roma-184

Dönüşte akşam programı öncesi Pantheon‘ın içini geziyoruz. Gündüz açıkken geçme fırsatımız olmamıştı buradan. İç mekan da en az dışı kadar muazzam. İhtişamlı kubbesi o kadar büyük ki tek bir kareye sığdırmayı başaramıyoruz.

roma-200

 

Roma’da son gecemizde Nilüfer ve Ali ile Il Vero Alfredo‘da yani Alfredo sosun keşfedildiği restoranda buluşacağız. Öncesinde Koray hızlı bir Hard Rock Cafe çıkarması ile Hurricane bardak koleksiyonumuza katkıda bulunuyor. Alfredo, Pantheon’a yürüme mesafesi olarak 10 dakika uzaklıkta, oldukça şık bir mekan. Tereyağı ve parmeson peyniri ile karşışan Alfredo nefis bir lezzet! Fakat ününden de tahmin edilebileceği gibi, Roma’da yediğimiz en pahalı yemeği yiyoruz. Pasta’nın çoğu yerde 10-12 euro olduğunu düşünürsek, orijinal Alfredo 22 euro. Kişi başı 45 euro’ya girişli, Alfredo’lu, çeyrek şişe şaraplı enfes bir yemek yiyoruz.

roma-206

 

Yemek sonrası Pantheon‘a yürüyerek orada Nilüferle Ali’den ayrılıyoruz. Metroya yürüme yolunda Gellaterio della Palma yine Çınar’ın önerisiyle girdiğimiz ve 150 çeşit dondurma arasında şaşakaldığımız nefis bir tatlı ziyafeti!. Roma’ya gelen tüm arkadaşlarımıza burayı mutlaka tavsiye edeceğiz gibi duruyor!

 

Klasik İtalya gezimizin Floransa durağı için sizleri şu adrese davet ediyoruz:
Tarih ve Macera Kokan Şehir: Floransa

 

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>