Angry Boards Val-d?Isère zirvelerinde..
© 2014 . All rights reserved.

Val-d’Isère’de bir efsane: Angry Boards


19-26 Ocak 2013, Val-d’Isère, Fransa.

19 Ocak Cumartesi

Sabah saat 9.00 gibi kalkışa geçen uçağımız Fransa saatiyle 12:00 civarı Lyon-Saint Exupéry havaalanına indi. Hemen otobüsümüze bindik. 15 kişilik bir gup olmamıza rağmen büyük bir otobüs gelmişti ve 3 saatlik Val-d’Isère yolculuğumuzu rahat rahat gerçekleştirebildik. Tatil boyunca bir arada olacak Angry Boards ekibinin ilk kaynaşması 🙂  Biz Koyunpınar ailesi, Gülşah Cebiroğlu, Yosun Erkmen, Fatih Kızkun, Burak Öztürk, Kerem Karşılıklı, Efe Demir & Karel Barbur çifti, Sarıkaya ailesi olarak Sarp & Yeliz Sarıkaya ve Mahinur Sarıkaya, Egemen Edrem, Nihan Albayrak ve Duygu Karaboncuk.

Lyon‘dan Val-d’Isère‘e olan yol çok eğlenceli değil ama bizim gibi Alp Dağları‘nı ilk defa görenler için ilginç olabilir. Bir noktadan sonra sağlı sollu yüksek dağların ihtişamlı görüntüleri bizi bayağı etkiledi. Yolculuğun son 1 saatlik bölümü dağ yollarından oluşuyor. Çok virajlı ama cam kenarında oturunca etrafı seyretmesi oldukça keyifli.

Akşam 16:00 sularında Val-d’Isère’e vardığımızda hava hafif kararmaya başlamıştı. Kasaba akşam ışıkları sayesinde çok şirin bir hal almıştı. Masallardan bir sahne gibi gözüküyordu. Her yer kar, sarı ışıklar, düzenli yollar ve sağlı sollu dükkanların arasında yürüyen insanlarla doluydu. Ufak ve şirin bir yer ve çok güzel süslenmiş bir kasaba burası. Bizde bıraktığı ilk izlenim son derece etkileyici.

val-disere-53

Buraya gelir gelmez öncelikle odaların anahtarlarını almak üzere Val-d’Isère Agency’e gittik. Formlarımızı doldurup anahtarlarımızı alarak odalarımıza doğru yöneldik. Odalarımızın yeri harikulade. Mars isimli binada, 27 metre karelik odada 4 kişi kalıyoruz. 2 kişilik yatak odasına biz, salondaki çek-yata da Nihan ve Duygu K. yerleşiyorlar. Oda ufak olduğu için ilk iş valizlerimizi boşaltıyoruz. Salon biraz daha ferah. Mini fırın, bulaşık makinesi, kahve makinesi, mini buzdolabı, kettle gibi temel ihtiyaçlarınıza yardımcı olabilecek her türlü şey mevcut. Tabak, çanak, bardak, kadeh gibi mutfak eşyaları da var. Bu bakımdan burası 1-2 hafta kalmak için çok uygun. Tek sorun çok küçük olması. Val-d’Isère merkezde ve uygun fiyatlı bir yer istiyorsanız genellikle bu şekilde. Merkezden biraz uzakta olmasını tercih ederseniz buranın iki katına kadar genişlikte aynı fiyata evler de mevcut.

val-disere-429

Odalarımıza yerleşip üst baş değiştikten sonra ilk iş toparlanıp hep birlikte 100-150 metre uzaklıktaki markete gittik. Buradan kahvaltıda ve yemeklerde kullanabileceğimiz temel gıdaların yanı sıra, şarap ve Fransa’ya özgü peynirler gibi keyfimizi yerine getiren alışverişler de yaptık. Fiyatlar normal, Avrupa fiyatları seviyesinde. Türkiye’nin aksine, kayak merkezi olduğu için ekstra pahalı değil yani.

Market alışverişimizden sonra önceki senelerde buraya gelmiş olan Burak, Gülşah ve Fatih’in tecrübelerine uyduk ve güzel gözüken Sur-le-Montaigne isimli bir restorana gittik. Gerçekten memnun kaldık. Pizzaları süperdi. Şaraplar da gayet iyiydi. Ortam da hoşumuza gitti. Fiyatlar ortalamanın biraz üstünde ama ilk akşamımız olduğu için çok da dert etmedik. Sonraki günlerde öğlen ve akşam yemeklerimizde yeterince ekonomi yaparız diye düşündük.

val-disere-54

Yemekten sonra 9.30-10:00 gibi, Val-d’Isère’de canlı müzik yapılan mekanlardan birisine, Moris Pub‘a gittik. Ancak gidince öğrendik ki 6 gün boyunca canlı müzik olan mekanda Cumartesi günleri etkinlik yokmuş. Bugün Val-d’Isère’in transfer günü ve bu nedenle oda rezervasyonları hep Cumartesiden Cumartesiye şeklinde oluyor. Geri kalan 6 gün boyunca Moris Bar’da her akşam ikişer grup çıkıyormuş. Özellike Salı ve Perşembe akşamları çıkan Mull-It grubunun ününü duyduğumuz için onların çıktığı günler tekrar gelmeye karar verdik. Daha sonra Burakların evinin hemen altındaki Saloon Bar‘a geçtik. Orayı da büyük bir grup kapatmıştı. Danimarkalı tıp okulu finallerinin bitişini kutluyordu. Etraf sarışın, beyaz tenli, mavi gözlü, iri yarı insanlarla doluydu. Ortam da çok küçük ve havasız olduğu için fazla kalamadık. İlk akşamımızı dinlenerek geçirmek üzere odalara döndük.

val-disere-64

 

20 Ocak Pazar

Sabah 08:45’te buluşmak üzere sözleşmiş olmamıza rağmen 15 kişilik grubumuzun toparlanması 09:30’u buldu. İlk günümüz olmasından mütevellit hepimiz pek bir neşeli ve keyifliyiz. Angry Boards jersey’lerini üzerine geçirmiş bir halde skipass’larımızı alacağımız ajansın önünde buluşmuştuk. Bir dolu rengarenk board yerlerde serili, hepimizde aynı formalar, doğal olarak etraftan geçen herkesin gözü bizde, mutlu oluyoruz, güne güzel bir başlangıç 🙂

val-disere

Daha sonra burada 6 gün boyunca kullanacağımız skipass’ı almak üzere ofise girdik. Val-d’Isère bölgesine ek olarak Tignes bölgesi liftlerini de kullanabileceğiniz tek skipass’ın haftalık fiyatı 235 Euro. Kocaman bir dağlar silsilesinin bir bölümü Val-d’Isère, hemen komşsusu ise Tignes. Bu iki bölge birlikte Espace Killy olarak adlandırılıyor. Skipass’ı sadece Val-d’Isère’de geçerli olacak şekilde almak isterseniz fiyat 225 Euro oluyor, dolayısıyla sadece 10 Euro farkla Tignes bölgesini de dahil etmek son derece mantıklı. Gerçi geçen sene buraya gelmiş olan arkadaşlarımız sadece Val-d’Isère’de kayıp Tignes’e hiç geçme ihtiyacı duymadıklarını söylemişlerdi, yani her 2 bölge de kendi içinde yeterince büyük. Ancak biz olur da geçersek diye 10 Euro artıyı veriyoruz. Bunun dışında skipass ücretinize 15 Euro daha ekleyerek sağlık sigortası yaptırabiliyorsunuz. Ancak biz bunu yapmadık, çünkü uçak biletlerimizi Miles&Smiles kartla aldığımız için oradan gelen bir sağlık sigortamız vardı.

val-disere-68

Skipass’ları aldıktan sonra kalabalık Angry Boards grubu olarak Solaise Express isimli telesiyeje bindik. Ondan indiğimiz Solaise bölgesinde ufak bir ara telesiyeje daha bindikten sonra yine uzun bir telesiyej olan Glacier Express‘e binerek iyice yukarılara tırmandık. Glacier Express’in etrafından inen mavi ve yeşil zorlukta 2-3 pistten birkaç defa in-çık yaptık. Glacier Express’in hemen hemen dibinde sayılabilecek Madeleine Express adlı telesiyejle de bir kez çıkıp kaydıktan sonra tekrar aşağıya, yani village (kasaba) bölgesine yöneldik. Buradan bu sefer başka bir yamaca tırmanan L’Olympique isimli teleferiğe bindik. 20-25 kişi kapasiteli kabinlerde çok dik ve yüksek bir tepe olan 2827 rakımlı Rocher de Bellevarde‘ye çıktık. Bu tepede öğlen yemeği molası verdik. Türkiye’deki dağ kafelerinden farklı olarak çok çeşitli ve kaliteli yemek seçenekleri mevcut. Fiyatlar kasaba bölgesindekilere paralel, daha pahalı değil. 16 Euro gibi uygun sayılabilecek bir fiyata hamburger sipariş verdik ve Türkiye’de ancak şehirde sayılı birkaç mekanda bulabileceğiniz kalitede bir hamburgerle karşılaştık. Yani verdiğiniz paranın karşılığını alıyorsunuz diyebiliriz, dünyanın parasını verip dondurulmuş köfteden hamburger yemek zorunda kalmıyorsunuz.

val-disere-88

Öğlen yemeği molamızın ardından, kısmen yavaş sayılabilecek 4 kişilik bir kız arkadaş grubumuzu kafede arkamızda bırakarak 10-11 kişilik daha hızlı bir boarder grubuyla Orange isimli kırmızı ve gayet uzun bir pisti takip ederek yine dağın en alt kısmına kaydık. Ancak bu sefer vardığımız yer kasabının neredeyse yarım kilometre uzağında bir nokta. Buradan tekrar Rocher de Bellevarde tepesine çıkan bir tren bulunuyor, evet şaka değil, tepeye tırmanan bir tren. Funival isimli bu araç İstanbul’da Taksim-Karaköy arasında çalışan fünikülere benziyor diyebiliriz. İçine doluşup dağı yarıp içinden geçerek tepeye varıyoruz. Ağzımız açık yaptığımız bu yolculuk güzel bir tecrübe oluyor.

val-disere-103

Daha sonra bu tepeden inen yeşil ve mavi zorluktaki Verte ve Diebold pistlerini denedik. Bunlardan inilen noktada Marmottes isimli telesiyejle tepeye in-çık yaptık. Hatta Duygu’yla ben gruptan ayrıldığımız için Fünival’le ekstra bir çıkış daha yapmak zorunda kaldık. Amacımız 16:00’ya doğru La Folie Douce isimli after-ski parti mekanına gitmek. Diebold pistini kaydıktan sonra Mont Blanc isimli telesiyejin dibinde bulunan bu güzide kafeye vardık. Ortam görülmeye değer gerçekten. Tahminen 200 civarı insan, board ve kayaklarını mekanın önüne dizmiş, üzerlerinde kayak kıyafetleri, ellerinde biralar, yüksek müzik eşliğinde masaların üzerine çıkmış dans etmekte. Coşkuyu fazla kaçıran bazılarının üstlerini çıkartıp soğuğa aldırış etmeden çıplak takıldıklarını bile görüyoruz 🙂

val-disere

Saat 17:00’e kadar burada, üzerimizde kayak kıyafetlerimiz, kafamızda kasklar ve gözlükler varken atom karıncalar gibi komik bir şekilde dans edip ortamdan ayrıldık. Bir biranın etkisi bile aşağıya kayışı bayağı eğlenceli hale getirmişti. Son inişimizde yine Funival’in olduğu yere indik, yani otelimize uzak sayılırdık. Val-d’Isère bölgesinde gün boyunca çalışan ücretsiz ring otobüsleri var. Gün sonunda onlarca kayakçı ve boardcu bu otobüslerden birine doluştuk ve odamıza döndük. 17:30 civarında odamızdaydık. Bizi bekleyen ve pek hoş olmayan bir sürpriz, odamızda sıcak su yoktu. Duş alamadık. Tahminimizce bölgede büyük çoğunluğun odasına dönüp duş aldığı bir saat olduğu için sıcak suda sıkıntı olabiliyor. Şimdiye kadar burası hakkında tek olumsuz gözlemimiz bu olmuş oluyor, bu akşam kayak sonrası sıcak bir duş alamamak keyfimizi kaçırıyor.

Bu akşam yemek konusunda ev ahali olarak, yani biz, Nihan ve Duygu K., dışarı çıkmak yerine, evde, önceki gün almış olduğumuz güzelim peynirler ve leziz şarap eşliğinde takılma karar aldık. Peynirler açıldı, dilimlendi, şarap bir nebze dolapta soğutulduktan sonra açılıp havalandırıldı, sağolsun Nihan bize çok başarılı bir şarap seçmiş, Bordeaux yöresinden Mouton Cadet. Gün boyunca başımıza gelenlerden, pistlerden vs. bahsederek şarap peynir keyfi yaptık.

val-disere-112

Yeterince şarap içtikten sonra Koray’ın maalesef üzerine bir kadeh şarabı boca etmesiyle birlikte masa muhabbetimiz sona erdi. Sıcak suyun da henüz gelmemiş olduğunu farkederek, karnımız tok, sırtımız pek, kollarımız ve boyunlarımız günün yorgunluğuyla tutuk bir şekilde, “bari şurada 1 saat kestirelim, gece performansımız artar” düşüncesiyle uzanıverdik yatağa.
Uyandıktan sonra saat 21:30 gibi sıcak suyun geldiğini farkedip duşumuzu alıp uyku sersemliğinden kurtulduktan sonra kendimizi Val-d’Isère’in gece hayatının kollarına attık. Önce Moris Pub’a gittik ve biraz canlı müzik dinledik. Papa Groove isimli grup başta hoşumuza gitse de, sonrasında ortamdaki İngiliz gençlerine yönelik çalmaya başlayınca biraz sıkılıp 23:30 gibi kaçtık ve pistlere yakın olan Saloon isimli leş ama bir o kadar da popüler olan bara geçtik. Burada önceki akşama göre daha uzun takıldık, birer bira içtik, ter kokulu pistte biraz dansettik. Daha sonra kenarda oturup mataramızdan Jagermeister yudumlarken biraz fazla belli etmiş olacağız ki barmen gelip elimizden matarayı kaptı ve içindeki güzelim Jager’i boşaltıverdi. Biz de geceyi fazla uzatmadan 01:00 gibi tamamlayarak odamıza döndük.

val-disere-116

 

21 Ocak Pazartesi

Sabah 8:30 gibi erkenden kalkmamıza rağmen havayı bayağı sisli bulduk, o yüzden grupla buluşma saatini biraz ileri attık. 10:00 toplandığımızda sis de biraz dağılmıştı. Önceki gün olduğu gibi yine Solaise ve Glacier Express’leri kullanarak çıktığımız tanıdık pistlerde biraz ısınma turları attık, GoPro kameralarla video çekimi yaptık. Öğlene doğru Leissieres Express telesiyejini kullanarak dağın yeni bir yamacına geçmeye karar verdik. Bu telesiyejle tırmanırken zirveye ulaştıktan sonra muhteşem bir manzara bizi bekliyordu. Tam bir roller coaster havasındaydı, yamacın aşağısına kadar telesiyejle eğlenerek indik.

Aslında bugünkü amacımız Val-d’Isère bölgesinin doğusunda (kayak haritasında sol yukarda) kalan en yüksek tepeye çıkmak. Hedeflediğimiz zirveye giden güzergah çok basit değil. Ufak pist inişleri yapıp yeni bir telesiyeje binerek birkaç aktarma yapılması gereken uzun bir yolculuktan sonra en tepeye varabiliyorsunuz. Diğer yamaca geçip biraz aşağıya kaydıktan sonra Col telesiyejine bindik. Bundan indikten sonra yine kısa bir pist inişi ve Cema telesiyejine binerek biraz daha yukarı tırmandık. Son olarak Cascade Express telesiyejiyle de 3000 metre seviyelerini geçmeyi başardık. Amacımız Montets isimli en zirvedeki telesiyeji de kullanarak 3500 metreye çıkabilmekti. Ancak oraya vardığımızda bunun bir teleski olduğunu ve en zirveye gitmenin harita üzerinde gözüktüğü kadar çekici olmadığını farkedince Cascade Express’ten inip Pissaillas pistinde kaymaya karar verdik. Bu pistin sonundaki kafede öğlen yemeğimizi yedik.

val-disere-139

Yemekten sonra, bölgenin bu tarafına gelmemizin asıl nedeni olan upuzun mavi Mangard pistine giriş yaptık. Kıvrımlı ve dolanan bu pist Val-d’Isère bölgesinin en doğusunda (haritada en solunda) bulunan Le Fornet kasabasına iniyor. Ölçümlerimize göre bu pistin uzunluğu 5 kilometreye yakın! Bayağı keyifli, inmeye doyamadığımız bir pist oldu diyebiliriz. Bu pisti sevdiğimiz için hemen bitişindeki Fornet teleferiğiyle yukarı birkaç kez çıkarak tekrar tekrar kaydık. Sonunda da Le Fornet’den otobüse binerek Val-d’Isère’e döndük. Ama gün henüz bitmemişti. L’Olympique’e atlayıp yukarı çıktık. Bazılarımız önceki gün de uğradığımız mekan La Folie Douce’e yönelirken o sırada parti ortamı çekici gelmediği için biz son bir kez daha kayıp fazla geç olmadan odamıza döndük.

val-disere

Bu akşam dünkünden farklı olarak odaya girdiğimizde sıcak su vardı, biz de hemen duşumuzu aldık. 1-2 saat kestirdikten sonra yemek yemek üzere odamızın hemen karşısında bulunan Crepe Val’s isimli şirin dükkana girdik. Burası lüks bir restorandan ziyade ufak bir kafe. Diğer turistik mekanlara göre daha yerel bir havası var. Mekanın sahibi ve aynı zamanda aşçısı olduğunu anladığımız kişi, yabancı olduğumuzu görünce bizimle çok yakından ilgilendi. Adından da anlaşılabileceği gibi buranın spesiyali krep. Galette ismi verilen, kapalı pizza şeklinde anlatabileceğimiz yemek seçenekleri bulunuyor menüde. Normal pizza da bulunuyor. Ama bunların hepsi sac tava üzerinde elle açılan incecik kreple yapılıyor. Biz, ismini aşçının adından aldığını düşündüğümüz ve en çok tavsiye edilen Alex isimli galette’i denedik. İçinde irice kıyılmış et parçaları ağırlıkta olmak üzere farklı birçok malzeme vardı, lezzetine bayıldık diyebiliriz, buraya gelecek olanlara öneririz. Ardından da tatlı olarak içi yine bayağı dolu gözüken Superschuss krepinden aldık. Nutella, muz, ananas, krem şanti, vanilya dondurma aklımızda kalan bazı malzemeler diyebiliriz. Ortamın hem ambiyansı hem de lezzeti bizi mest etti, kızlar kalkmak istemediler neredeyse 🙂 Çıkarken Türk olduğumuzu farkeden sahibi tarafından “İyi akşamlar” ile uğurlandık ve yüzümüzdeki gülümselemeler iyice artmış vaziyette odamıza yöneldik. Gece eğlencesine çıkasımız gelmediği için 22:30 gibi erkenden yattık ve güzel bir uyku çektik.

val-disere-148

val-disere-162

 

Yazımızın devamı için: Tin tin kaydık Tignes’de  

 

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.