© 2013 Koray. All rights reserved.

Votka ve et diyarı Varşova


6-10 Mayıs 2012.
Varşova.

6 Mayıs Pazar

LOT’un İstanbul-Varşova uçağı rötarsız bir şekilde 17:30’da tekerleklerini döndürüyor ama Atatürk Havalimanı uçuş yoğunluğunu kaldırmakta o kadar aciz ki uçağımız kalkış pisti başına gelene kadar 1 saatten fazla zaman geçiyor ve 18:45 civarı havalanabiliyoruz. Kalkmadan hemen önce hemen arkamıza baktığımda 13 tane daha uçak sayıyorum taxi’de bekleyen!! Polonya Havayolları, THY ile karşılaştırıldığında kesinlikle sınıfta kalıyor. Hosteslerin kaba davranışları, ikramın yetersizliği vs. Bir bardak su ve içinde sadece kaşar peynir olan soğuk sandviçle geçiriyoruz iki buçuk saatlik koca uçuşu…

varsova-01

Varşova bizi soğukla karşılıyor, zira İstanbul’a yazı getirmiştik, şimdi 15 derecede üşüyoruz tabi ki. Hava da tamamen kapalı… Bu bol yağmurlu memleket doğal olarak yemyeşil. Uçakta iniş sırasında bulutlardan sıyrılıp yeryüzünü gördüğümde söylediğim ilk şey “bu ne yeşillik maşallah!!”.. Havaalanından otele olan taksi yolculuğumuzda da bu gözlemimde haklı olduğumu görüyorum. Tüm yol kenarları çimlerle dolu, her yer gürbüz ağaçlarla kaplı. Bir başka dikkatimi çeken şeyse binalar oluyor. Daha önce burada bulunan arkadaşlarımdan duyduğum gibi komünizm döneminden kalma apartmanlar var çoğunlukla. Herhangi estetik zevkten yoksun büyük büyük kutular yanyana dizilmişler. Arada tek tük yeni olduğu belli olan binalar da görüyorum ama bunlar uluslararası şirketlere ait plazalar. Polonya değişiyor, gelişiyor, ama yavaş yavaş…

varsova-08

varsova-07

Kaldığımız Mercure Warszawa Grand oteli ve odam keyifli. 4 yıldızlı bir otel ve tüm yıldızlarını hakediyor. Belli ki yeni, ya da yakınlarda yenilenmiş. Odalar tertemiz ve son derece modern dizayn edilmişler. Cam duvarı odanın yatak kısmına bakan duş orjinal bir seçim 🙂

varsova-03

 

7 Mayıs Pazartesi

Bugün ofisimize, yani Zepter binasına ilk defa gitmiş oldum. Domaniewska sokağındaki eski Roche binasının hemen yanında yeni bir ofismiş. Etrafındakiler gibi modern bir bina. Zaten Varşova’nın iş bölgelerinden biri olsa gerek burası, zira akşam çıkışta benzeri binalardan çok daha fazla görüyorum. Öğlen yemeğini Galeria Mokotow isimli bir alışveriş merkezinde yiyoruz. Galeria ismini görünce gözlerimiz Fame City arıyor ama burada alışveriş merkezi kelimesinin karşılığıymış meğer Galeria. Gerçek soya noodle’ı yiyoruz bol acılı..

varsova-04

 

Akşam soluğu Hard Rock Cafe‘de alıyoruz. Hoşuma giden bir gelenek olmaya başladı bu 🙂 Zlote Tarasy isimli büyük bir alışveriş merkezinin altında bulunuyor kendisi. Hemen karşısında ise Varşova’nın en görkemli binası var: Varşova Kültür ve Bilim Sarayı. Avrupa Birliği’nin en yüksek 8. binası, tabi Varşova’nın en yükseği.

varsova-10varsova-09

 

8 Mayıs Salı

Salı akşamı team building akşamı. Tüm proje ekibi iş çıkışı bir Çek Pub’ına, Szwejka‘ya gidiyoruz. Yazılımcısı, testçisi, proje yöneticisi derken 24 kişi oluyoruz!!

varsova-27

varsova-22

Başlangıç olarak söylediğimiz içkilerle hızlı bir giriş yapıyoruz. Votka ağırlıklı kokteyller ve shot’lar, kimin sipariş verdiği bile belli olmadan bitiveriyor önümüzde sürekli. Ardından Türk damak tadına süper uygun çok lezzetli bir Gulaş (çorbası) içiyoruz. Hızlı başladığımız alkol gecesinde güzel bir dinlenme oluyor. Ardından ana yemek gelene kadar birkaç shot daha.. Ve sonra hayatımda yediğim en güzel domuz eti geliyor masaya. Hayvanın butu olduğunu tahmin ettiğim bir bölgesi nar gibi kızarmış bir derinin altında yumuşacık et olarak geliyor.

varsova-21

varsova-26

 

Öncesinde, beraberinde ve sonrasında birer tane yuvarladığımız ayva aromalı Soplica ise tartışmasız hayatımda tattığım en başarılı votka. “Bu ayva suyu süper fikirmiş, Türkiye’de yapsak voleyi vururuz” geyiklerini hayal edebilirsiniz sanırım 🙂

varsova-28

Mekandan güzelce bir kafayla kalkıyoruz ve bir nargileci, Sheesha Cafe’ye götürülüyoruz. Bizim has nargilecilerimizden sonra pek ilgi çekici değil tabi ama su yerine kırmızı şarap kullanılan nargile tatma fırsatı buluyoruz burada, değişik, fena değil.
9 Mayıs Çarşamba

4. günümüzün akşamında biraz dolaşmak ve yemek yemek için şehrin popüler sokaklarından biri olan Nowy Swiat‘a gidiyoruz. Burada güzel cafe ve restoranlar var.

varsova-33

Tüm sokağı yürüyüp seçeneklerimizi gördükten sonra geleneksel Polonya yemekleri yapan Specjaly Regionale isimli bir restorana oturuyoruz. Başlangıç olarak söylediğimiz peynir tabağı ve carpaccio harika. Zaten günlerdir kahvaltılarda da farkettiğimiz üzere Polonya’nın peynirleri gayet başarılı. Şarabımıza uygun bir seçim oluyorlar.

varsova-39

Yemek sonrasında ise Gözde’nin önerisi üzerine ünlü tatlılarından yemek üzere yine aynı sokakta bulunan Cafe A. Blikle‘ye gidiyoruz. Legendary Cake isimli ortasında süper lezzetli bir marmelat bulunduran tatlısı şiddetle tavsiyemdir.

varsova-41

 

10 Mayıs Perşembe

Öğle yemeğini yine Galeria Mokotow’da yiyoruz ama bu sefer food court’a gitmek yerine ufak bir grupla sushi restoranına gitmeyi tercih ediyoruz. Ohh Sushi & Grill bize kararımızda ne kadar isabetli olduğumuzu gösteriyor ve güzel bir sushi keyfi çekmiş oluyoruz kendimize, hem de normal masalarda yer kalmadığı için ustanın tezgahının hemen önündeki bar taburelerinde 😉

Akşam ise Pub Lolek‘teyiz. Burası, kocaman bir kırın ortasında bulunan, açık ve kapalı kısımları olan çok keyifli bir grill restoran.

varsova-52

Burada da pek değerli product owner’ımız sayesinde akşama votka dolu hızlı bir başlangıç yapıyoruz. Shot’lar o kadar hızlı gelip gidiyor ki Serkan’la bir ara gerçekten yemek yemeyi unuttuğumuzu farkediyoruz. Kalkıp mangal başına gidiyoruz ve ben sosis, Serkan ise tavuk şaşlık siparişini veriyor. Şaşlık kelimesinin Lehçe’sinin de aynı olduğunu görüp şaşırıyoruz. Daha önce öğrendiğimiz vişne ve patlıcan kelimelerinin benzerliğine bu da eklenmiş oluyor. Benim yediğim -tabi ki domuz- sosisi tek kelimeyle mükemmel. Hatta domuz etinden pek hoşlaşmayan Engin arkadaşımız bile çok beğeniyor. Serkan da tavuk şaşlığını çok lezzetli buluyor. Acaba keramet mangalda olabilir mi 🙂

varsova-56

 

Gece başladığı hızla devam ediyor ve bu sefer ilk firelerimizi erkenden vermeye başlıyoruz. Daha saat 10 civarı 3 arkadaşımızı otele geri yollamak zorunda kalıyoruz bile.

varsova-50

 

Bu arada burada içtiğim bir başka über votkadan bahsetmeliyim unutmadan: Wodka Zoladkowa Gorzka. Önceki bahsettiğim ayvalı votka gibi içinde özel bir esans yok, saf votka. Ancak içimi çok yumuşak ve gerçekten çok lezzetli, yani ben gibi votkadan çakmayan birine bile “lezzetli votka” dedirtebilecek kadar başarılı.

varsova-54

Gecenin sonu buradan çıkabilenlerle birlikte zil zurna bir şekilde Enclawa isimli bir klüpte bitiyor. Çok ahım şahım bir olayı olmayan veya varsa da benim hatırlayamadığım bir mekan. Burada da iki dansedip kurtlarımızdan kurtulduğumuzdan emin olduktan sonra otel odalarımıza dönüp tatlı tatlı sızıyoruz.

Ertesi gün dönüş günü, kayda değer bir şey yok. Tabi ki yine rötarlı olan uçağımızla dönüp kendimizi Cuma akşamı 20.00’sinin deli İstanbul trafiğinin kollarına bırakarak özümüze kavuşuyoruz.

One Comment

  1. tuğrul

    Kardeşim, sen gecekondu olan ülkeden geldın, bizim memleketimizde bazı insanlar mağarada yaşiorlar ve okuma yazmaya bilmiyorlar. Varşova,nın güzel binalardan ne istiyorsun? Esas Istanbul gridır ve bakimsız, oturanlardan bahsetmem, faciadır çünkü.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.