© 2011 . All rights reserved.

Yağmurlu bir veda


11 Mayıs Çarşamba.
Bodrum – Turgutreis.

Duygu:

Saat 10.00 olmadan halatları toplayıp Okluk‘a “tekrar görüşmek dileğiyle” veda ediyoruz. Bugün beni bırakıp Nusret Kaptan ve Ülkü Teyze’nin dostları bir çifti almak üzere uzun bir Bodrum yolculuğu var önümüzde. Çıkışta rüzgar güzel, orsa seyri ile ilerliyoruz uzunca bir süre… Ören kıyılarına yaklaştığımızda ise dönmeye başlıyor. Yelkenleri kah açıp kah kapatıp motora geçiyoruz. Ara ara yağmur da çiselemeye başlıyor. Deniz dalgalı, lacivert, kasvetli… Bir o yana, bir bu yana beşik gibi sallanıyoruz. Deniz tutmuyor diye kendine güvenen ben bile sersemliyorum. Yemeği de yolda yiyerek 7 saatlik bir seyirle Bodrum Marina‘ya yanaşıyoruz. Haftaiçi olmasına rağmen Belediye Marina‘da 1 saatlik giriş için bile yer yok. Bodrum Marina’da yakıt ikmali sırasında tekne halkıyla vedalaşarak karaya ayak basıyorum. Yağmurlu bir Bodrum akşamına merhaba!

okluk_koyu_denizkizi_duygukoray

Koray:

Akşam 5-6 civarı. Duygu’yu bırakmak, babamların arkadaşlarını almak için Bodrum Koyu‘nda yanaşabileceğimiz yer arıyoruz. Babamın önceden söz aldığı belediye marinasından satış yiyoruz, yer yok diyorlar. Bodrum Marina’ya yöneliyoruz, 1-2 saat için bağlanabileceğimiz yer var mı diye soruyoruz. Yer var, ama gecelik bağlanma ücretinin tamamını istiyorlar, 150 TL!

Var mı bizde o göz? Yok! Ama uyanıklık? İşte ondan yeterince var. Yakıt alacağız diyerekten marinaya girip akaryakıt istasyonuna bordalıyoruz. Baş tarafa halatı bağlar bağlamaz Duygu’nun valizini kapıyorum ve birlikte tekneden iniyoruz. İstasyondaki görevlinin bakışları şaşkın. Duygu’ya marina çıkışına kadar eşlik edip içimde derin bir hüzünle ondan ayrılmak zorunda kalıyorum… Tam o anda annemlerin arkadaşları kapıda beliriyor. Onları tekneye götürüp valizlerini ve kendilerini güverteye atmalarına yardımcı olurken akaryakıt istasyonundaki görevlinin görülmeye değer dumur yüz ifadesini farkediyorum, “bunlar yakıt almaya mı girdi, indirme-bindirme yapmaya mı” diye soruyor gözleri, belli ki böyle bir çingenelik görmemiş pek 🙂

Bodrum’da yatacak yerimiz olmadığını anladığımız için koyuluyoruz mecburen Turgutreis yoluna. Misafirlerimiz hayatlarında ilk defa bir yelkenlide. Maalesef şansları kötü, zira 4-5 gündür iyi giden hava bozmuş, bulutlar göğü kaplamış, rüzgar şiddetlenmiş durumda. Ama babamın eski dostlarını görmekten dolayı neşesi yerinde, yelken olayını göstermek için de can atıyor. 18-20 knot civarlarında rüzgar var, yarım cenova basalım diyor, basıyoruz. Hızımız 4 mili geçiyor, süper diyoruz, hadi yarım da ana yelken açalım. Rüzgar 23’leri görürken hızımız 6’yı buluyor! Dümene geçiyorum. Bir ara teknenin hızını 7 mil olarak görüyorum, rüzgar göstergesine baktığımdaysa 30 knot değeri beynime zank diye işliyor. Ve yediğimiz bu güçlü sağanak yüzünden saniyeler içinde dümen kontrölünü kaybediyorum, bu arada aceleden şaşırıyorum sanırım ve kafayı açmak yerine dümeni terse çevirip iyice orsalıyorum ve tekne aşırı biçimde yan yatıyor, palamız su üstüne çıkıyor. Babam hemen motor basıp başımızı rüzgar içine almaya çalışırken ben yelkenleri toplamak için vinçlere fırlıyorum. O güçlü rüzgarda iki yelkeni toplamam belki 5 dakikayı geçiyor, iflahım kesilmiş durumda. Misafirlerimizse daha ilk tecrübelerinin başında böyle heyecanlı dakikalar yaşamaktan dolayı korkmuş ve afallamış vaziyetteler. Yazık, bizlere engel olmamak için de havuzluktaki masanın ön kısmına geçip, orada büzüşüp kalmışlar, yavru kediler gibi 🙂

Sonrasında sadece motor seyri ile 2,5 saatte Turgutreis‘e varıyoruz ama yolda da sıkı bir yağışa yakalandığımız için herkes sırılsıklam. D-Marin‘e girdiğimizde yağmur durmuş, hava dinmiş. Akşam, Turgutreis’in eski ve neredeyse müdavimi olduğumuz balıkçısı Yi-Geç restauranta atıyoruz kendimizi ve ahtapot-levrek-rakı üçlüsüyle keyfimizi yerine getirdiğimiz gibi üstüne bir de cila çekiyoruz 😉

Gece teknede kalınıyor. Ama sabah öğreniyoruz ki rüzgarın marinada çıkardığı binbir çeşit ses, misafirlerimizi pek rahat ettirmemiş. Berbat bir ilk seyir deneyiminin üstüne uykusuz bir gece de eklenince Cuma günü dönmeyi planlayan çift, çeşitli bahaneler öne sürerek hemen o gün (Perşembe) öğlen ayrılıyorlar bizden. Bunları sonradan anlattığım Duygu’nun yorumu cuk oturuyor: “Arkalarına bakmadan kaçmışlar desene…” 😀

4 Comments

  1. vural

    ülkemizin tanıtımına yaptığınız katkılardan dolayı sizlere minnettarız.sizler ülkemizin fahri elçilerisiniz.Bir sonraki maceralarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz. ali- nevin berkay vural

    • Anonim

      Teşekkür ederiz Vural Ailesi!
      Beğenmeniz ve bizi bu şekilde onurlandırmanız çok mutlu etti bizi 🙂
      Daha güzel maceraları hep birlikte yaşayabilmek ümidiyle!

      Sevgiler…

      Koray & Duygu

  2. çiğdem

    resimlere anlatımınıza bayıldım yerinizde olmak isterdim paylaşımlarınız için teşekkürler

  3. Biz teşekkür ederiz yorumlarınız için 🙂 Bu güzellikleri bizzat görmenizi tavsiye ederiz.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.